Metropolit Filüksinos Yusuf Çetin
İstanbul ve Ankara Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili
1954 yılında Mardin’e bağlı Dargeçit (Kerboran) ilçesinde doğdu. İlköğretimini bitirdikten sonra Kilise öğretisine ilgi duymaya başlar, bu nedenle Süryanice okumayı, yazmayı öğrenir. Bilgilerini daha da güçlendirmek üzere kendisini Mor Gabriel Manastırı’ na adar. Manastırda çok sıkı bir çalışma temposuna girer ve kısa bir sürede etrafındakilerin dikkatini çekmeyi ve kendini sevdirmeyi başarır.
Çalışmalarını ekseriyetle dini konularda yoğunlaştırarak deneyimini artıran Mor Filüksinos, 1971’de Rahip "Şarvoyo" rütbesine yükseltilir. Bu unvanla, eğitim ve öğretim dallarında hizmet verir. 1977 yılında da "kahinlik" sıfatı ile takdis edilir.
Günden güne yükselen çalışma grafiği sonucunda 1983 yılında Süryani Ortodoks Genel Patriği Moran Mor İğnatıyos I. Zekka Ayvaz tarafından Şam’a çağrılır.
Bu kentteki Aziz Mor Efrem Teoloji Okulu’na giden Mor Filüksinos, üç yıl süren teoloji eğitiminin yanında Süryanice ve Arapça derslerine de katılır. Okulunu başarıyla bitirir ve tüm bu dallardan birer diploma alır. Hemen ardından eğitim gördüğü teoloji okulunun idareciliğine atanır. Mor Filiksinos’un Şam’da bulunduğu süre içinde Kilise atalarına, öğrenim gördüğü ilahiyat okuluna ve Patrik hazretlerine ithaf ettiği Süryanice şiirleri zaman zaman Patriklik mecmuasında yayınlanmıştır.
Ayrıca Süryanice’den Türkçe’ye çevirdiği "Azizlerin Yaşam Öyküleri" isimli çalışmaları mevcuttur.
İstanbul Süryani Cemaati ’nin isteği üzerine 28 Eylül 1986 tarihinde Patrik Moran Mor Iğnatiyos I. Zekka Ayvaz tarafından Metropolit olarak takdis edilir ve Mor Filüksinos Yusuf Çetin Patrik Vekili sıfatıyla
İstanbul’a atanır.
Horiepiskopos
Melki AKYÜZ
Lahdo ve Hazno’nun oğlu olan Melki Akyüz, 01.04.1970 yılında Bakısyan köyünde doğdu. İlkokulu Gündüşükro’da bitirdi. Süryanice ve Arapça lisan bilgisini artırabilmek için Mor Gabriel Manastırı’na gitti. Burada kaldığı süre içinde bir yandan da ortaokulu bitirdi. Daha sonra Mardin’e geçen Melki Akyüz, lise öğrenimini bu şehirde gördü. İstanbul Abraşiyesi’nin isteği üzerine İstanbul’a geldi.
24.02.1993 ’te Kadesetli Patrik Moran Mor İğnatıyos I. Zekka Ayvaz tarafından İstanbul Abraşiyesine Papaz olarak takdis edildi. 28 Haziran 2015 tarihinde Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından Horiepiskoposluk rütbesine yükseltildi ve halen İstanbul Süryani Ortodoks Kilisesi’nde görev yapmaktadır.
Melki Akyüz, Ruhanilik görevinin yanı sıra Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler Önlisans Programı’ndaki sürdürdüğü öğrenimini 10.09.2020 tarihinde başarıyla tamamladı.
Horiepiskopos
Hanna AKGÜÇ
Yusuf ve Meryem'in oğlu olan Hanna Akgüç, Mardin'e bağlı Midyat ilçesinin Zaz köyünde doğmuştur. İlkokulu kendi köyünde bitirmiş olup aynı zamanda Süryanice eğitimini de burada almıştır.
16 yaşında yine kendi köyünde Süryanice öğretmenliğine başlamıştır. İki yıl Zaz köyünde ve iki yıl da Hah köyünde bulunan Meryem Ana Manastırı'nda öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul'a gelmiştir.
1975 yılında askere giden Hanna Akgüç askerden döndükten sonra 1978 yılında dönemin İstanbul Ruhani Reisi ve Patrik Vekili Horiepiskopos Samuel Akdemir tarafından İstanbul'a öğretmen olarak atanmıştır. İstanbul'da yaklaşık 25 yıldır bu vazifeyi sürdüren Hanna Akgüç,
Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından 21 Ekim 2001 tarihinde İncil-i Şemmaslığa ve nihayet 12 Mayıs 2002 tarihinde de İstanbul Abraşiyesi'ne papaz olarak takdis edildi.
12 Temmuz 2015 tarihinde Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından Horiepiskoposluk rütbesine yükseltildi ve halen İstanbul Süryani Ortodoks Kilisesi’nde görev yapmaktadır.
Papaz
Fetrus GÜLÇE
Mardin, Midyatlı Hori Gevriye oğlu Papaz Yusuf ve Bathkyomo Maksiye Sadiye Gülçe'nin oğlu Fetros Gülçe, 12.09.1965 tarihinde Adıyaman Mor Petrus Mor Pavlus Kilisesi'nde doğdu. Kilisenin ve elçi Petrus'un ismiyle vaftizini büyük amcası Hori Melke yaptı. İlköğretimine Elazığ'da başladı. Dördüncü sınıfın ilk yarısına kadar Elazığ'da okudu. Dördüncü sınıfın ikinci yarısını ve beşinci sınıfında ilk yarısını Midyat'ta okudu. Beşinci sınıfın ikinci devresini İstanbul Yedikule İlköğretim okulunda 1975/76 döneminde bitirdi.
İstanbul Gençlik kollarında beş senesi başkanlık olmak üzere yıllarca hizmet etti. 1995/96 döneminde açık öğretim sisteminden faydalanarak içindeki okuma sevgisiyle ortaöğretim ve liseyi bitirip ÖSS sınavına girip Açık öğretimi kazandı ve kaydım dört senelik T.C. Anadolu Üniversitesi İktisat bölümüne yaptı. Fakat ikinci sınıfta bırakmak zorunda kaldı. 19.01.2001 tarihinde eşi Fadia (Gevriye) ile evlendi. 03.06.2007 tarihinde Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından Afudyakno ve 19.08.2007 tarihinde de İncil-i Şammas olarak resmedildi.
03.12.2007'de İsviçre'deki Mor Avgin Manastırı'nda 3 ay kadar Teoloji eğitimi aldıktan sonra, 30.03.2008'de yine Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından İstanbul Abraşiyesine Papaz olarak takdis edildi.
Papaz
Mihail TÖRE
Barsavmo ve Meryem’in oğlu Mihail Töre 29.12.1988 yılında, Öğündük ( Midin ) köyünde doğdu. İlkokulu ve temel Süryanice eğitimini köyünde tamamladıktan sonra 1999 yılında ortaokul ve liseyi okumanın yanı sıra Süryanice ve din bilgisini arttırmak için Midyat yakınlarında bulunan Mor Yakup Hbişoyo Manastırı'na gitti. Bu Manastırda ortaokul ve liseyi bitirdi. 2010 yılında 12. Dönem Vakıf Yönetim Kurulu'nun isteği üzerine Bakırköy Kilisesi'nde çalışmak için İstanbul’a geldi. Bakırköy Kilisesi'nde bir müddet çalıştıktan sonra 14 Ekim 2012 tarihinde Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından İncilli Şemmas olarak takdis edildi.
Tekrar Ekim 2012'de İsviçre’de bulunan Mor Evgin Manastırı'nda 3 ay kadar teoloji eğitimi aldıktan sonra, 14 Nisan 2013 tarihinde yine Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin Tarafından İstanbul Abraşiyesi için Papaz olarak takdis edildi.
Papaz
Andreas GÜRKAN
Papaz Andreas Gürkan
Midyat'ın Kfarze (Altıntaş) köyünden Circo Gürkan ve Nusaybin'in Arbo (Taşköy) köyünden Saro Gürkan'ın oğlu Andreas Gürkan 21.06.1984 yılında Midyat'ta doğdu. İlkokulu ve temel Süryanice eğitimini Midyat'ta tamamladı. Süryanice , Bethgazo ve Makam eğitimine erken yaşta başlayan Papaz Andreas Gürkan, Midyat'ta bulunan Mor Barsaumo Kilisesi'nde öğretmen olan öz abisi Malfono Ayhan Gürkan'dan eğitim aldı.
Ayrıca 1994 yılında Süryani kadim geleneği olan kuyumculuk sanatına başlayıp uzun yıllar çalıştı ve Telkari sanatını öğrendi. 2002 yılında mesleki din eğitimini Deyrulzafaran Manastırı’nda 3 ay kalarak İncil dersleri ile devam ettirdi. 2005 yılında Adıyaman ve çevre iller Metropoliti Mor Ğrigoriyos Melki Ürek'in isteği üzerine, Adıyaman'da 3 yılı aşkın süre Süryanice öğretmenlik yaptı ve Metropolit'ten Mesihsel öğreti dersleri aldı.
2008 yılında kuyumculuk sektörüyle bir süre çalışma hayatına devam etti ve 2015 yılında İstanbul'a yerleşti. 28.08.2022 yılında Luisa (Korkmaz) ile İstanbul'da evlendi.
15.09.2024 tarihinde Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından İncili Şemmas takdis edildi. Din eğitimi geçmişi ve tecrübelerinin ışığında Nusaybin'de bulunan Mor Evgin Manastırı'nda 3 ay Teoloji eğitimi de aldı ve son olarak Abraşiye Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin tarafından 26.01.2025 tarihinde Papaz olarak takdis edildi.
METROPOLİTLİK KİLİSESİ
Tarlabaşı, Karakurum Sok.
No:10 - Beyoğlu
Tel:
0212 238 54 70
0212 238 54 71
MOR EFREM KİLİSESİ
Serbesti Caddesi,
Yeşil Zeytin sk. No:10
Yeşilköy
Tel:
0212 823 83 00
MODA KİLİSESİ
Caferağa Mah.Cem Sk. No:5/7
Moda / Kadıköy
Tel:
216 346 39 88
KİLİSESİ
Küçük Yalı Sk. No:31,
Yenimahalle, Bakırköy
Tel:
212 571 68 58
KİLİSESİ
Hacı Hüseyinağa Mah. Cami Sk.
No:27, Yedikule
Tel:
212 530 84 29
KİLİSESİ
Hacımimi Mah.Vekilharç Sk.
No:9 , Tophane
Tel:
212 243 24 23
SÜRYANİ MEZARLIĞI
Merkezefendi Mah.
Kozlu Yolu Sk. No: 2
Topkapı
Tel:
530 247 14 05
MEZARLIK PLANI...
SÜRYANİ MEZARLIĞI
Piri Paşa Mahallesi
Yıldırım Sokak No: 30
Hasköy
Tel:
539 290 70 83
KADASETLİ PATRİĞİMİZ
Antakya, Tüm Doğu Patriği ve Süryani Ortodoks Kilisesi Genel Ruhani Lideri
Moran Mor Ignatius Efram II. Kerim, 3 Mayıs 1965 yılında Suriye'nin Kamışlı şehrinde doğdu. 1977 yılında Lübnan'da Mor Efram Teoloji Okulu'nda eğitime başladı, 1984-1988 yılları arasında Halep Metropolitliği'nde görev aldı. 1985 yılında rahip oldu ve 1988 yılında Kadasetli Patrik Moran Mor İğnatıus I. Zekka Iwas'ın sekreterliğini yaptıktan sonra Mor Efram Teoloji Okulu'nda öğretmenlik yaptı. 1991 yılında İrlanda'da "Erken Hıristiyanlıkta Haç Sembolizmi" konusunda doktorasını yaptı ve 1996 yılında Mor Korillos Unvanı ile Metropolit olarak takdis edildi ve A.B.D.'de New Jersey'de Mor Markos Kilisesi'ne Doğu Amerika Metropoliti ve Patrik Vekili olarak tayin edildi. 31 Mart 2014 tarihinde toplanan Kutsal Sinod tarafından oybirliğiyle, Kadasetli Patrik Moran Mor Ignatius Zekka I. Iwas'ın vefatı dolayısıyla boşalan "Patriklik Makamı"na seçildi. 29 Mayıs 2014 tarihinde Şam, Seyyidnaya'daki Mor Efram Manastırı'nda Moran Mor Ignatius Efram II. Kerim; "Antakya, Tüm Doğu Patriği ve Süryani Ortodoks Kilisesi Genel Ruhani Lideri" unvanı ile 123. Patrik olarak takdis edildi. Kadasetli Patriğimiz Süryanice, İngilizce, Arapça ve Fransızca dillerini bilmektedir.
PATRİLKLİK MAKAMLARI
- Süryani Patrikliğinin ilk merkezi Antakya'dır. Mor Petrus (Şemun) tarafından M.S. 37- 43 yılları arasında kuruldu.
- 518 yılına kadar Antakya'da kalan Patriklik merkezi daha sonra geçici olarak birçok yerlere ve manastırlara taşındı.
- 969'da Patrik VII. Yuhanna zamanında Malatya'ya yerleşti.
- 1058'de Özellikle Melkit (Krallığa mensup) Rum Ortodoksların baskı ve saldırılarından dolayı Diyarbakır'a alındı. 1293 yılına kadar hem Diyarbakır hem de Deyrulzafaran Manastırı merkez olarak kullanıldı.
- 1293 yılında Patrik İğnatiyos Bin Vahip Döneminde Patriklik merkezi sürekli ve resmen Deyrulzafaran Manastırı’nda kaldı.
- 1932 yılında Humus Metropoliti Efrem Barsavm Patrik olunca Suriye'nin Humus şehrine taşıdı.
- 1959'da Patrik İğnatıyos III. Yakup Patriklik merkezini Suriye'nin başkenti Şam'a aldı. Bugün Antakya Süryani Ortodoks Kilisesinin Patriklik merkezi hala Şam'dadır
Antakya Süryani Ortodoks Kilisesi'nin Doğuşu ve Gelişimi
Süryani Ortodoks Kilisesi, Antakya kentinin; Roma İmparatorluğu'nun üç büyük başkentinden biri olduğu dönemde kurulmuştur. Bu süreç Kudüs'ten sonraki "Elçisel Dönem"e denk düşmektedir. Dönemin Antakya'sı, Helenistik kültürün önde gelen merkezlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Antakya, Hıristiyanlık döneminde de bu özelliğini sürdürerek, Süryani Ortodoks Patrikliği'nin yönetim merkezi ve dinsel başkenti olmuştur. Doğu'nun gerçek kilisesi olan Süryani Kilisesi; inanç ülküsü, dogma ve liturya alanında verdiği dinsel-kültürel hizmetlerle etkin misyon çalışmalarını birleştirerek Rab'bın yaşamsal müjdesini Ortadoğu'dan Uzakdoğu'ya dek uzanan bir coğrafyada yaşayan insanlara kadar taşıma başarısına ve onuruna sahip olmuştur. Paganlar arasındaki Hıristiyanlık inancının öncüsü olan Kilise, aynı zamanda değişik etnik kökenlerden gelen insanları çatısı altında barındırmayı başaran ilk Hıristiyan kilisesidir.
Rab Mesih yeryüzünde iken, yaydığı yeni öğretiler sonucunda Mor Yakup'un başkanlığında Hıristiyanlık inancına sahip ilk düzenli topluluğun oluşumu söz konusudur. Ancak bu topluluk, tinsel anlamda gerçek bir kilise olma niteliğini ve yetkinliğini Kutsal Ruh'un inişiyle birlikte kazanmıştır. Bunun sonucunda ortaya çıkan Kudüs Kilisesi, yapısı içinde sadece Yahudi kökenli Hıristiyanları barındırmaktaydı. Kudüs Kilisesi Mesih'in ilk kilisesi olması nedeniyle kilise babaları tarafından bu dönemde "Ana Kilise" adıyla tanımlanmıştır. İlerleyen süreç içerisinde Rab Mesih'in yeni topluluğu, Yahudi kökenlilerin uyguladıkları baskı ve kovuşturma politikalarına maruz kalmıştır. Kudüs'teki topluluk, bu baskı uygulamaları ve M.S. 34 yılında Diyakoz Estefanos'un şehit edilme olayı sonucunda dağılmak mecburiyetine düşmüştür. Bu nedenlerden dolayı dağılan topluluğun bir bölümü Antakya şehrine giderek, burada yaşayan ve putperest Süryaniler ile Yahudiler'den oluşan yerli halkın gönlüne, Hıristiyanlık inancının ilk tohumlarını ekmeyi başarmıştır. Böylece Süryani ve Yahudiler'den oluşan ilk çekirdek topluluk Antakya'da kurulmuştur. Kudüs Kilisesi, Antakya'da faaliyet gösteren böyle bir topluluktan haberdar olur olmaz, yetmişli müjdecilerden Aziz Barnaba'yı Antakya'ya göndermiştir. Aziz Barnaba'nın burada yürüttüğü etkili ve yoğun çalışmalarına, daha sonraları Mor Pavlus'un bir yıl süren özverili katılımının da eklenmesi sonucunda Antakya Kilisesi'nin etrafında toplanan insanların sayısı bir hayli çoğalmıştır. Bu yoğun ve etkili çalışmaların sonucunda günden güne güçlenen ve sayıları artan Antakya'daki topluluk tarafından; "Hıristiyan" ismi ilk kez belirtici bir özellik olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Antakya şehri, sosyal, kültürel ve dinsel etmenler dolayısıyla, farklı tarihlerde birçok müjdecinin uğrak yeri olmuştur. Kentteki dinsel etkinliklerin hızlanmasının ve Kilise bireylerinin sayısının hızla artmasının çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenlerden başlıcaları; şehrin yerlilerinin Yahudi baskısından uzakta ve Roma İmparatorluğu'nun vatandaşı olmaları, daha da önemlisi misyon faaliyetlerinin dili olarak Süryanice'nin kullanılmasıdır. M.S. 37 yılında Mesih'i müjdelemek amacıyla Antakya'ya gelen ve burada bulunduğu süre içinde kentteki topluluğun programlı ve düzenli etkenliklerine şahit olan "Onikiler"den Mor Petrus (Şemun), Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan "Antakya Elçisel Kürsüsü"nü M.S.37-43 yılları arasında burada kurmuştur. Antakya Kilisesi bu şekilde, "Ana Kilise" olarak adlandırılan Kudüs Kilisesi'nden sonra kurulan ilk Hıristiyan kilisesi olmuştur. Nitelik ve yapısı itibarıyla bakıldığında Yahudi kökenli ve putperest kökenli (Süryani) Hıristiyanları çatısı altında birleştiren ilk "Ana Kilise" olan Antakya Kilisesi, yönetimsel açıdan da Doğu Hıristiyanlığı'nın merkezi haline gelmiştir. Tarihsel süreç içinde, Yahudi kökenli Hıristiyanlar ile putperest kökenli Hıristiyanlar arasında bazı görüş farklılıklarının ve anlaşmazlıkların belirdiği görülmektedir. Bu anlaşmazlıkların temelinde Yahudi kökenli Hıristiyanların, putperest kökenli birinin Vaftiz olabilmesine ilişkin görüşleri yatmaktaydı. Onlara göre, putperest birisinin Vaftiz olabilmesi için Musa Yasası'nı tamamlaması; yani sünnet olması gerekiyordu. Bu meseleden kaynaklanan sürtüşmelerin ve anlaşmazlıkların son bulması amacıyla M.S. 51 yılında Kudüs'te Hıristiyan dünyasının ilk "Konsil"i toplandı. Bu Konsil'in toplanabilmesi için Aziz Barnaba ve Pavlus özel bir çaba ve emek sarf ettiler. Elçi Mor Yakup'un başkanlığında bir araya gelen Konsil, putperest kökenlilerin vaftiz olabilmeleri için sünnet olmalarının şart olmadığına yönelik karar almıştır. Bu karar putperest kökenli Hıristiyanların Musa töresinden kurtulmalarını sağlamıştır. Konsil’de bunun yanı sıra Antakya Kilisesi'nin güçlendirilmesine ilişkin bir takım kararlar daha alınmıştır. Bu kararlardan en önemlileri Mor Pavlus ve Aziz Barnaba'yla birlikte Yahuda ve Silasi'nın de Antakya'ya yollanması, Putperest kökenli olanlara yönelik olarak kendilerinin de putperest iken alıştıkları put kurbanlarından, kandan, boğulmuş olandan ve zinadan şiddetle kaçınmalarıdır. Antakya Kilisesi "Ana Kilise" unvanına sahip olduktan sonra Rab'bın ismini yaymaya yönelik bütün misyon çalışmaları bu merkez tarafından yönetilmeye ve yürütülmeye başlandı. Bundan dolayı Mor Petrus misyon çalışmalarına başka yerlerde devam etmek üzere Antakya'dan ayrıldı. Ayrılışı sırasında Mor Pavlus'un da yardımı ile Mor Afudius'u putperest kökenli Hıristiyanlara; Mor İğnatius Nurani'yi de Yahudi kökenli Hıristiyanlara dinsel yönetici-Episkopos- olarak atadı. Ancak Mor Afudius M.S. 68 yılında Roma İmparatoru Neron tarafından öldürüldü. Bu olay neticesinde her iki kökenden gelen Hıristiyanlar, Kutsal Ruh'un bağıyla Mor İğnatius Nurani'nin başkanlığında birleşti. Bu birleşme, o tarihten itibaren Antakya Kilisesi'nin "Genel Kilise" unvanını almasına vesile oldu.
Mor İğnatius Nurani'nin başkanlık yaptığı dönemde özellikle Suriye, Lübnan ve Anadolu topraklarında yürütülen misyon çalışmaları bir ivme kazanmış ve kısa sürede bu coğrafyada Hıristiyan bireylerin sayısı gözle görülür bir biçimde artmıştır. Ancak Kilise'nin bu derece güçlenmesi Roma İmparatoru'nun kaygılarını artırdığı için dönem dönem çalışmalarda aksaklıklar ortaya çıkmıştır. Yine de Antakya Kilisesi uygun zemin bulduğu sürece Rab'bın yaşam verici öğretilerini yaymayı amaçlayan misyon çalışmalarını devam ettirmiştir. Tüm bu süreç boyunca yürütülen sistemli ve bilinçli çalışmalar, Antakya Kilisesi'nin Genel Başkanı Mor İğnatius Nurani'nin bölgedeki en büyük dinsel lider olmasını ve hakimiyeti eline geçirmesini sağlamıştır. Bu andan itibaren İğnatius Nurani'nin "Suriye Episkoposu" unvanını kullanmaya başladığı görülmektedir. Aynı dönemde Sur, Sayda, Kayseri, Beyrut, Cubeyil, Efes, Kapadokya, Bergama, Sardiş ve Leodikiya şehirlerinin her biri II. Yüzyılın sonlarında "Episkoposluk" statüsünü kazanmışlardır. Tüm bu merkezler M.S. V. Yüzyıla kadar yönetim açısından Antakya Süryani Kilisesi'ne bağlıydılar. Bu gelişmelerin paralelinde dönemin dikkat çeken diğer özelliği de Mezopotamya'da yürütülen misyon çalışmalarının kaydettiği aşamadır. Bu bölgede henüz III. yüzyılın ilk çeyreğinde; yani yaklaşık 200 yıl gibi kısa bir sürede tam yirmi Episkoposluk Merkezi kurulduğu görülmektedir. Bu merkezlerin en önemlileri, Bethzabday (İdil), Hilvan, Sincap, Katar, Kerkük, Keşker, Basra, Erbil, Urhoy (Urfa), Amid (Diyarbakır), Nsibin (Nusaybin) ve Bethgarmay'dır.
Antakya Süryani Ortodoks Kilisesi'nin Bölünmesi
Antakya Süryani Kilisesi, ilk kurulduğu dönemlerde coğrafi konum itibarıyla Doğu Kilisesi ve Batı Kilisesi olarak iki kola ayrılmıştır. Pers Hükümdarlığı’nın sınırları içinde yaşayan Süryaniler Doğu Kilisesi’ni; Roma İmaratorluğu’nda yaşayanlar ise Batı Kilisesi’ni oluşturuyordu. Ancak bir birlik anlayışı içinde faaliyetlerini yürüten Kilise’nin içinde iki nedenden dolayı anlaşmazlıklar çıktı. Bu nedenlerden birincisi, Bizans’ın Doğu halkları üzerindeki baskı uygulamaları ve kendi çıkarına yönelik olarak oynadığı politik oyunlardır. İkincisi ise, kendisi de Süryani kökenli olan İstanbul Patriği Nasturius’un genel kilise anlayışına ters düşen öğretisidir. Bu iki neden Kilise’nin ikiye bölünmesine yol açtı. Bu anlaşmazlıkta Nasturius’un görüşlerini benimseyen Süryaniler, tarihte "Nasturiler" ismiyle anılmaya başlandı. 1445 yılında Nasturilik’ten kopan ve çeşitli nedenlerden dolayı Papalığa bağlanan Kıbrıs Nasturi Metropoliti Timotheos ve onunla birlikte hareket eden kalabalık kitle, Papa IV. Evgin tarafından "Keldani" adıyla nitelenmiştir. Bu şekilde Nasturilik’ten kopup Katolik inancı benimseyenlerden oluşan bu kilise, "Keldani Kilisesi" olarak adlandırılmıştır. M.S. 451 yılında Süryaniler arasında bir başka bölünme daha ortaya çıkmıştır. Bu tarihte politik, mezhepsel ve yerel sürtüşmelerin artması nedeniyle toplanan Kadıköy Konsili, bu bölünmeye neden olmuştur. Bizans İmparatoru Markian’ın yapabileceği baskı ve zulüm uygulamalarından korkup, atalarının iman ilkelerini önemsemeyen ve Kadıköy Konsili’nin bu doğrultuda aldığı kararları benimseyen Süryanilere "Malkoye Melkit" denilmiştir. Bu isim "Kralın Yandaşları" anlamına gelmektedir. Bu topluluk günümüzde Rum Ortodoks adıyla anılmaktadır. Malkoye Melkit adı verilen bu topluluk içerisinde M.S. VII. Yüzyıl’da bir bölünme daha yaşanmıştır. Lübnan’daki Mor Marun Manastırı rahipleri Melkit Patriği Maksimus’un savunduğu dinsel teorik görüşle ters düştüler ve "Maronit Patrikliği" adı verilen bağımsız bir patriklik kurdular. Bu Patriklik 13.Yüzyıl’da Papalığa bağlandı. Diğer yandan Rum Ortodoks (Melkit) Kilisesi bireylerinden bir bölümü başka bir anlaşmazlık yüzünden Roma Papalık Kürsüsü’ne bağlandılar. Bu topluluk, 1724 yılında "Rum Katolik" ismiyle, kendilerine ait bir Patriklik Merkezi kurdu. Antakya Süryani Kilisesi, 18. Yüzyıl içerisinde bir bölünmeye daha sahne oldu. Episkopos Mihael Carve’nin önderliğini yaptığı bir grup Süryani, Papalığa bağlandı ve "Süryani Katolik" ismi altında bir Patriklik Merkezi kurdu. Bu arada 19. asırda Protestan misyonerlerinin Süryani bireyler arasında yürüttüğü çalışmalar sonucunda bazı Süryaniler’in Protestanlığı benimsediği de görülmüştür.
Süryaniler Hakkında >