ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

RÖPORTAJ

Mafiryanımız
Mor Baseliyos I. Toma

roportaj02.jpg

Hindistan’a gelin; sadece yaşayın, görün ve tecrübe edin. Bu birbirimizi daha iyi tanımamıza ve daha da bütünleşmemize yardım edecektir.

Bu sayımızda Hindistan Süryani Cemaatimizin ruhani lideri Değerli Mafiryanımız Mor Baseliyos I. Toma ile olan röportaja yer veriyoruz.

Öncelikle hoş geldiniz. Bize bu yoğun programınızda zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. İlk olarak kısaca özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

76 yaşındayım. 1950 yılında hayatımı manastırda sürdürmeye karar verdim. 1950-53 yılları arasında Mor Baseliyos II. Pavlus’un yanındaydım. 1953 yılında koruyo, 1957 yılında afudyakno resmedildim. Patrik III. Yakup zamanında 1974’te episkopos resmedildim.

roportaj01.jpg

14 yaşında epilepsi hastasıydım. 4,5 yıldır bu hastalıktan çekiyordum. Bazen ölümcül derecede kötüleşiyordum. O günlerde, gecenin bir yarısında annem diğer yarısında babam bana göz kulak oluyor, bana bakıyorlardı. Bir gece annem yanımda otururken odada bir ışık gördü. Bu olay üç kere tekrar edince bunu babamla paylaştı. Babam dedi ki, eğer bu ışığı dördüncü kez de görürsen sormalısın: “Ne yapmalıyım?”. Annem dördüncü kez bu ışığı görünce sordu: “Ne yapmalıyım?”. Bu ışığın bir çeşit ilahi sesi vardı. Ses dedi ki: “O ölmeyecek; çünkü o benim için gerekli. Bu çocuğu Patrik III. İlyas’ın mezarına getirip orada Tanrı’ya adamalısın.”. Evimle o mezar arasında yaklaşık 100 km mesafe vardı. Ve fiziksel durumum o kadar yolculuk etmeme müsait değildi. Eve 1 km mesafede bir manastır vardı. Orada Patrik III. İlyas’ın bereketi vardı. Ertesi sabah annem beni o kutsal yere götürüp orada Tanrı’ya adadı. Sabahtan öğlene kadar annem dua etti ve beraberce o kutsal yerde oturduk. Sonra o bir ses duydu: “Bu hastalık bir daha onu rahatsız etmeyecek, artık onu alıp geri dönebilirsin.”. O gün bile defalarca rahatsızlanmıştım. Ama o günden sonra bir daha asla o hastalıktan rahatsızlanmadım.

roportaj03.jpg

Mafiryanımız 1982 yılında metropolit olarak İstanbul'u ziyaret etmişti.

Bundan sonra kişiliğimde, yaşamımda, zekamda, aklımda ve bedenimde güçlü bir değişim oldu. Fiziksel durumum iyileşmeye başladı. Sonra şemmas, rahip ve daha sonra da çok önemli bir zamanda Angamali Metropoliti olarak resmedildim. Ve en sonunda kilisemizin Mafiryan’ı olarak resmedildim. Beni rahip olma konusunda teşvik eden ve ilham kaynağı olan Mafiryan Mor Baseliyos II. Pavlus idi.

Rahipken tıpla çok ilgiliydim. Doktorları toplayıp medikal bir grup organize ettim. Daha sonra çalışmalarımı bir hastane üzerinde yoğunlaştırdım. Her taşında alınterim olan bu eseri ayrılıkçı grup bizden aldı. Şimdi sadece bir tek isteğim var. Çok iyi bir teoloji fakültemiz var. Ben bu fakültenin bir Süryani Ortodoks Üniversitesi olmasını istiyorum.

Bunun dışında ne gibi projeleriniz ve eserleriniz var?

Kilise İsa Mesih’in devamı ve bedenidir. Bize düşen görev kilisenin devamını sağlamaktır. Şunu söylemem gerekir ki, kilisemizin temeli Teoloji fakültemizdir; çünkü o kilisemizin kalbidir. Bununla beraber toplumumuzdaki fakir ve yardıma muhtaç kişilere daha fazla yardım etmeliyiz.

İsa Mesih’in lütfu ile büyük tiyatro merkezi yaptık. Bu kilisemiz için bir prestij kaynağıdır. Bir çok hastanemiz, yetimhanemiz, okulumuz ve kolejimiz var. Bu eserler toplumumuzun sosyal yaşamı ve refahı içindir. Burada asıl olan teoloji fakültemiz ve Dr. Adai (Jakob). O tüm yaşamını bu fakülteye adadı. Şimdi fakültemizde bir de sürekli metropolitimiz var: Mor Theophilos Kuriakose. Bizim isteğimiz bu fakülte vasıtası ile kilisemizin büyümesi, gelişmesi ve daha iyi organize olmasıdır. Fakültemizde şu an üniversite eğitimini tamamlamış 95 şemmasımız eğitim almaktadır. Bu fakülte dışında bir Süryani araştırmaları merkezine ve bir de bu konuyla ilgili bir üniversiteye sahip olmak istiyoruz

Hindistan’daki Süryaniler’in dışarıdaki Süryaniler hakkında ne gibi bilgileri var?

Antakya Patriği kilisemizin yüce ruhani lideridir. Kadasetli Patriğimizin Hindistan’ı üçüncü ziyaretinde tüm kilise, tüm insanlarımız toplandı. İnsanlarımız biliyor ki biz bir kiliseyiz. Ayrıca metropolitlerimizin büyük katkıları oldu. Mesela Mor Yuliyos İsa Çiçek bize çok yardım etti ve dışarıdan bir grup Süryani Ortodoks’u Hindistan’a getirdi. Bu gelenler Hindistan’daki insanlarımızı ziyaret ettiler ve böylece iletişim kurabildiler.

roportaj04.jpg

Mafiryanımızın 28 Kasım 2004 Pazar günü Kadıköy Kilisesi'nde yönettiği Kıddas.

Ayrıca Pazar okullarımızda çocuklara kilise tarihini anlatan derslerimiz var. Böylece bizim kilisemizin ulusal bir kilise veya küçük bir kilise değil evrensel bir kilise olduğunu öğreniyorlar. Dünyanın her tarafında Süryani Ortodoks insanlarımız var.

Dünya’daki Süryanilerin büyük kısmı Hindistan’da. Böyle büyük bir nüfusu yönetmekte ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Büyük bir nüfusumuz olmasına rağmen bizim sistematik bir yönetim düzenimiz var. Bunun temelinde kilisemizin temel kurallarına, anayasasına dayanan dürüst yönetimi vardır. Bu anayasaya göre Kadasetli Patriğimiz, Mafiryan, Metropolitler’in hepsinin kendine has rolleri var. Metropolitleri bile bu anayasaya göre resmediyoruz. Bu yönetim sisteminde işler düzgün yürüyor.

İstanbul’u ziyaret nedeniniz nedir?

Bu İstanbul’a üçüncü ziyaretim. İlki 1982’de Kadasetli Patriğimiz ile beraber idi. İkincisi 1984’teydi. Bu üçüncü ziyaretim, bu sefer Mafiryan olarak. Bu ülke ve bu topraklar kilisemizin tarihinde önemli bir rol oynuyor. Kabul ettiğimiz üç kutsal konsil bu topraklarda toplandı. Kilise tarihine baktığımızda azizlerin büyük kısmının bu topraklarda dünyaya geldiğini görüyoruz.

Ayrıca İstanbul’daki ekümenik konferansa katılmak da burada bulunmamın başlıca bir nedeni. Bunun dışında bu ziyaret benim buradaki Süryaniler’i görmem için de iyi bir fırsat idi.

roportaj05.jpg

Yeşilköy Metropolitlik Merkezi'ndeki karşılama töreni.

Bunun üçüncü ziyaretiniz olduğunu söylediniz. Bu ziyaretinizde bizim insanlarımız hakkında bir fikir sahibi oldunuz mu? Türkiye’deki Süryaniler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Burası bizim Süryani Ortodoks Kilisemizin temelidir. İnsanlarımız gayet dindar ve imanlı. Onlarla gurur duyuyoruz. Fakat bir çoğu bu ülkeyi bırakıp çeşitli nedenlerle yurtdışına göç etti. Fakat şimdi bu insanların geri gelip yerleşmeleri için imkan vardır. Benim gönülden isteğim, insanlarımızın geri gelip bu kutsal topraklara yerleşmeleri, ki bu topraklarda eski manastırlarımız vardır. Benim üzerimde kuvvetli bir etki bırakan ve bana büyük keyif veren bir konu da gençlerin, bir grup gencimizin kilise ile çok yakından ilgili, imanlı olmaları, geleneklere sahip çıkmaları, kilise için çalışmaları ve de hayatlarını kiliseye adamaları. Bu benim için en önemli şeydir ve bu kilisenin geleceği için bir umuttur.

Abune Hori Aday ile daha önce bir röportajımız olmuştu. Dergimiz İdem hakkında daha önce bir bilginiz var mıydı?

Evet duymuştum. Sanırım Almanya’da bir yerde de gördüm. Sanırım bir kez de Şam’da görmüştüm.

roportaj06.jpg

Mafiryanımız Teoloji Fakültesi Metropoliti Mor Dr.Theophilos Kuryakose ve Teoloji Fakültesi Müdürü Dr. Hori Adai Jacob ile birlikte röportaj esnasında.

Uzak mesafelere rağmen insanlarımız arasındaki bağı güçlendirmek için neler yapmalıyız?

Şimdi iletişim çok kolay. Yazabilirsiniz veya derginiz gibi dergiler ile iletişim sağlayabilirsiniz. Web siteleri veya e-posta kullanabilirsiniz. Çok çeşitli metotlar mevcut. Mesela senede bir kez bir grup insanın gelip kilisemizi ziyaret etmesi; insanlarımızın yaşamlarını, gençliğin nasıl organize olduğunu görmesi; pazar okullarımızın, fakültemizin nasıl olduğunu görmesi önemli olabilir. Sadece görün, yaşayın ve tecrübe edin. Bu birbirimizi daha iyi tanımamıza ve bütünleşmemize yardım eder. Ne zaman bir kilisemizi ziyaret edip insanlarımızla buluşursak orada dua ederiz ve insanlarımızın ve kilisemizin durumundan onları haberdar ederiz. Aramızdaki bağı güçlendirmek için bizim yaptığımız budur.

Bunun haricinde belirtmek istediğiniz konular var mı?

Abune Hori Aday fakültemizin müdürüdür ve tüm yaşamını fakültemize adamıştır. Şimdi ona destek olmak ve güç vermek için bir de metropolitimiz orada görev yapmakta. Bunun haricinde çocuklarımla, sizlerle gurur duyuyorum. Siz metropolit veya papaz değilsiniz. Ama buraya gelmek için çok insiyatif kullanıp çok zahmete katlandınız. Çünkü kilisemizi seviyorsunuz. Tanrı için çalışıyorsunuz. Tanrı sizi kutsasın.

roportaj07.jpg

Bu röportaj için, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Röportajımıza katkılarından dolayı Malankara Süryani Ortodoks Teoloji Fakültesi Metropoliti Mor Dr. Theophilos Kuriakose ve Teoloji Fakültesi Müdürü Dr. Hori Adai Jakob’a teşekkür ederiz.