ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

KONUK YAZAR

>>> Karolin Çakıcı - Sanat Tarihçisi

Kilise Mimarisi

Hıristiyanlık 1. yüzyılda mezhep olarak kabul edilmiş, 2. yüzyılda imparator tarafından hoşgörü ile karşılanmış, 4. yüzyılda Konstantinus döneminde din danışmanı Eusebius tarafından resmi din olarak kabul edilmiştir.

Hıristiyanlığın dini yapısı olarak karşımıza çıkan ‘’kilise‘’ yapısı 4. yüzyıldan itibaren inşa edilmeye başlamıştır. Daha önceleri başka yapılar dinsel işlevler için küçük değişikliklerle kullanılmıştır. İlk olarak Romalılara ait olan ‘’Bazalikal Plan”ın kilise yapısının planında örnek alındığını görüyoruz. Genel olarak şu bölümlerden oluşur:

konukyazar01.jpg

Apsis (Apsid): Bir tapınak mekanı içinde doğrultuyu belirleyen yarım daire planlı ve mihrabı içeren bölümdür. Roma bazalikalarında en uçta yer alan çıkıntıdan kaynağını alır. Üzeri yarım daire şeklinde kubbe ile örtülüdür.

Transept: Kilisede Apsid’e yönelik uzunlamasına mekanı dik doğrultuda kesen ve kilise planını bir haça benzer hale getiren uzunlamasına mekandır. Apsidin iki yanında uzanır.

Sunak: Kilisede takdir ayini için kullanılan banko biçimindeki bir tür eşya.

Nef: Kilisede apside dik doğrultuda, birbirlerinden sütun ya da ayak dizileriyle ayrılmış uzunlamasına mekanlardan her bir. Genelde ilk dönem kiliseleri 3 nefli olup, orta nef geniş tutulmuştur.

Nartex: Kilisenin ana mekanına açılan giriş bölümü. Erken Hıristiyan kiliselerinde bir revak biçiminde yapılmıştır. Bizans’ta genel olarak kilisenin batısında ana eksene dik konumda yer alan ve dışa kapılarla açılan bir mekandır.

Atrium: Erken Hıristiyan bazilikalarında girişin önünde yer alan avlu.

Hıristiyan ibadeti bir tiyatroya benzer. Apsis dikkatin toplandığı sahne niteliğindedir. Bu nedenle mekan uzunlamasına yapılmıştır. Asıl amaç Apsis’e yapılan ayine iştirak edebilmektir.

Erken dönemlerden itibaren kilise yapısı mimari öğelerin (kemer, kubbe ve sütun gibi) gelişimi ile farklı planlarda karşımıza çıkmıştır. Merkezi Plan, Kapalı Yunan Haçı Planı, Kubbeli Bazilika Planı gibi farklı planları görüyoruz. Bunu sağlayan yöresel faktörler ve ihtiyaçlardır. Bu nedenle Avrupa’da yapılan bir kilise ile Mezopotamya’da yapılmış bir kilise arasında mimari yönden farklılıklar görülür.

konukyazar02.jpg

Mimarlık mekan yaratma sanatıdır. Bir mekanın yaratılması kadar onun iç ve dış yüzeyinin nasıl değerlendirildiği çok önemlidir. Kiliselerde mimariyi destekleyen en önemli unsur süsleme öğeleridir. Özellikle resim sanatı Hıristiyan inancında büyük yer tutar. Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı ilk dönemlerde daima yazma bilmeyen halka İncil’i anlatmak için resmin kullanıldığını görüyoruz. Resim sanatı fresk ve mozaik olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar. Resim sanatında dönemin düşünce yapısında etkili olduğunu görüyoruz. İkonoklazma Dönemi’nde (Bizans’ın 728 – 842 yılları arasındaki dönemi) dini resimlerin tamamen yasaklandığını ve tüm resimlerin tahrip edildiğini görüyoruz. Rönesans döneminde ise Antik Roma’ya dönüşe bağlı olarak yapılan resimlerde geometri, simetri, denge, düzen gibi özellikleri görüyoruz. Dönemler içinde ifadede, renkte ve tekniklerde farklılıklar görülse de genelde işlenen konuları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

- Tanrı ve İsa (Pantakrator)
- Taht ve üstünde İsa (Hetoimasid)
- İsa, Meryem, Yahya (Deisis)
- Tanrı anası Meryem (Theotheokos)
- Müjde
- Vaftiz
- Tapınağa gidiş
- Mucizeler
- Kudüs’e giriş
- Son akşam yemeği
- İsa’nın dirilişi (Anastasis)
- Göğe çıkış
- Pantikost günü
- Meryem’in ölümü (Komesis)
- Azizler

Resim sanatını heykel, kabartma ve mimari süsleme öğeleri desteklemektedir. Süsleme öğeleri de dönemlere göre farklılıklar gösterir. Gotik Dönem'de göğe yükselerek Tanrı’ya ulaşmak fikrinin öne çıktığını görüyoruz. Kiliselerin içleri kadar dış cepheleri ve özellikle giriş kapıları önemli olduğu için heykellerle, kabartmalarla süslenmiştir. Özellikle Barok Dönem’de artık boşluk kalmayacak şekilde her alanın değerlendirildiğini görüyoruz.

Yüzyıllar boyu farklı dönemlerde, farklı özelliklerle karşımıza çıkan kilise yapısı aslında belli bir düzen içinde inşa edilmiş ve süslenmiştir. Mimaride, iç ve dış cephedeki farklılıklar bize dönemin özelliklerini yansıtır. Asıl olan Tanrı’nın evinin insanda yarattığı o gizemli büyüdür.

Kaynakça
Sözen Metin, Tanyeli Uğur, Sanat Kavram ve Terimler Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1994