
|
|
|
|||
>>> Selin Delioğlu - Yönetmen Yardımcısı Hollywood'un Dahi Çocuğu ![]() Dünya sinemasının kalbinin attığı yerdir Hollywood... Birçok efsane vardır isminin ardında. Kimi ölünce kıymetlenir, kimisi de yaşarken çağını değiştirir. Bugün yaşamakta olan düzinelerce "iyi " yönetmenin arasından bir isim ise herkes tarafından öne çıkarılmıştır… Steven Spielberg... Steven Spielberg, Hollywood gibi sinemanın, endüstri ve eğlencenin sanatla karışmış şekilde icra edildiği bir dünyada kendine kimselere paye edilmemiş "Hollywood'un dahi çocuğu" ismi yakıştırılmış olduğu ve bu yakıştırmayı alnının akıyla hak eden bir sinema virtüözüdür adeta... Çoklarının ilgilenmediği konuları, kimselerin uygulamadığı bir teknik ve ancak küçücük çocukların sahip olabileceği sonsuz hayal gücünün yardımıyla bir masal misali anlatan, insanları anlattıklarına inandıran ve seyirciye izlettiği dünya her nerede ve kimlerleyse gerçekten varmış da kendisi de oradaymışçasına heyecanla yüreğini dolduran bir sinema insanıdır. Bazı insanlar herkesin bir nedenden doğduğunu düşünür... Eğer bu görüş doğru olsaydı kendisi hakkında "sinemayı daha iyiye götürmek için doğmuş" denilebilecek yegane insandır Steven Spielberg. . Peki böylesine büyümeyi, yaptığı işte böylesine usta olup sinemayla uzaktan yakından ilgilenen, sinema öğrenen ve izleyen herkesin bir şekilde kahramanı olmayı nasıl başardı? Tabir - i caiz ise nerden geldi bu efsane? ? ? ![]() Tam adı Steven Allan Spielberg olan bildiğimiz ismiyle Steven Spielberg 1946 yılında Amerika'nın Ohio, Cincinnati eyaletinde doğdu. Long Beach Üniversitesi'nde eğitim almaya başladı ama eğitimini film endüstrisine girmek adına bıraktı. Kariyerine 1957 yılında Wagon Train adlı bir filmde yönetmen asistanı olarak başladı. Peşi sıra gelen ve konusunu genellikle 2. Dünya Savaşı'ndan alan kısa filmler çekti. 1964 yılında uzaylıların küçük bir kasabayı işgal edişini anlatan bir film çekti ki bu film onun bilim kurguya olan hevesini ve kendisini bir fenomene dönüştüren 1982 yılında çektiği E. T. adlı filme de kaynaklık eder. E. T. sonrası yakaladığı popülerite ve kaydettiği başarı sonrasında yine birçoklarının gözünde adıyla özdeşleşen Jaws (1975) ile devam etti. 1977 yılında ise uzaylı filmleri listesinde bir kült haline gelen Close Encounters Of The Third Kind adlı filmi çekti. İlk yapımcılık denemsi ise kendi genresinden bir yönetmen olan Robert Zemeckis'in ilk yönetmenlik deneyimi ''I Wanna Hold Your Hand'' adlı film ile gerçekleşti. Sonrasında ise ismini zihinlere pelesenk eden İndiana Jones serisi geldi. Kendi kişisel kahramanlarından biri olan George Lucas'ın yapımcılığını yaptığı bu üçlemede yönetmen olarak çok başarılı bir iş çıkartan Spielberg, aynı zamanda erken seksenlerde yine Robert Zemeckis ile birlikte yürüttüğü çalışmalarından yapımcı olarak çok büyük bir gelir ve başarı sağladı. Bu filmler Geleceğe Dönüş üçlemesi ve "Who Framed Roger Rabbit" adlı canlı oyuncularla çekilmiş bir animasyon filmidir. Bu dönemde televizyona da işler çıkaran Spielberg 1991 yılında Peter Pan'in macerasını anlatan ve sinema çevrelerince çok beğenilmeyen Hook 'u çevirdi. Bilim - Kurgu türünün Hollywood 'da gelişmesini ve önemsenmesini, halk arasında ise yaygınlaşmasını sağlayan Spielberg 1993'te Jurassic Park ile rekor üstüne rekor kırdı ve kendini tekrar kanıtladı. Bir sivrisinek fosilinden alınan kan örneği ile oluşturulan dinazor hayvanat bahçesinde yaşanan dehşeti anlattığı bu filmde Spielberg bir kez daha insanların ilginisin hangi konularda yoğunlaşabileceğini ve insanların neler izlemek istediklerini çok iyi bildiğini kanıtladı. Ama artık Spielberg için bilim - kurgu filmleri yetersiz gelmeye başlamıştı. ![]() Kendisi de bir yahudi olan ve aile büyüklerinin 2. Dünya Savaşı sırasında zulüm gördüğünü bilen Spielberg sinemaya adım attığı 13 yaşında olduğu gibi bu ciddi konuya eğildi ve Akademi Üyelerini başta olmak üzere birçok sinema eleştirmenini ziyadesiyle memnun ettiği Schindler's list 'i çekti. Bu film çekiliş tarzı ile de çok farklıydı. Çok kan olduğu için film siyah - beyaz yapılmaya karar verilmişti. Aynı zamanda bu tarz ile nostaljik ve belgesel bir hava yakalayan sinema dahisi tek bir karenin insanı nasıl sayfalarca yazıdan daha çok etkileyebileceğini bu filmdeki sinema gözüyle kırmızı montlu çocuğun filmdeki tek renkli görüntü olarak kullanılmasıyla göstermiştir. The Mask Of Zorro, Men İn Black serisi, Deep İmpact, Oscar galibi Shakespeare İn Love gibi filmlerle yapımcılık kariyerini de yönetmenlik kariyeri gibi bağımsız bir şekilde yürüttü. Bu bağımsızlğı ona sağlayan ise kendisini de bir kelimeyle özetleyebileceğimiz bir isme sahip yapım şirketi Dreamworks ile oldu. Aynı Dreamworks, Hollywood'un ne denli ticari bir merkez olduğunu kanıtlarcasına ünlü spekülatör Soros tarafından kütüphanesi tam tamına 900 milyon dolara satın alınarak rekor bir fiyat verilen bir şirket oldu. Onlarca oscar sahibi yüz milyonlarca dolar gişe yapmış American Beauty, Gladiator, Saving Private Ryan Schindler's list gibi filmlerin dağıtım hakkını elinde bulunduruyordu. Steven Spielberg basit bir hayalden yola çıkarak adım attığı sinema dünyasında yeteneği, sinema gözü, hırsı, anlatımı ve tekniği ile milyarlarca dolar değerindeki Dreamworks ile şu anda Hollywood daki en birincil dinamiklerden biri konumunda. Forbes ve Time gibi çok ciddi dergilere defalarca konu ve kapak olmuş bir yönetmen olarak Steven Spielberg tahmin edilen kişisel serveti 2 milyar doları geçmiş bir sinemacı. Yönetmenlik kariyerinde son dönemde Tom Cruise ile birlikte girdiği ortaklık çerçevesinde çektiği, Minority Report ve The World Of Wars gibi sonh derece başarılı fantastik yapımların yanı sıra Stanley Kubrick gibi bir sinema duayeninin fikir yaratıcısı olduğu Yapay Zeka adlı filmde masallardan feyz alan acıklı bir öykü ile sinemanın sadece teknik değil herşeyden önce öykü ve senaryo ile başladığını ve ne denli teknik olursa olsun önce insan ve duygunun olduğunu gösterdi. ![]() Son dönemde çektiği Munich oscarlarda istediği başarıyı yakalayamadı ve birçok sinema çevresi tarafından artık haklı olarak "fazla yahudi filmi yaptığı konusunda eleştirilmesine " neden oldu. Filmlerinin vazgeçilmezleri, yıldızlar, 2. Dünya Savaşı kavramı, babasız ve tehlikede olan çocuklar ve vazgeçemediği müzik duayeni John Williams'ın içten müzikleridir. Yıldızlar bilimadamı olan babasından, babasız çocuklar Bilimle uğraştığı için uzaklarda olup özlemini çektiği babasından ve piano aşkı be müziğe olan hassasiyeti ise müzisyen olan annesinden gelmektedir. İster 2. Dünya Savaşı'nda yahudi soykırımı göstersin, ister Yapay Zeka'da 2100 lü yılları tasvir etsin, ister uzaylıların dünyayı işgal edişini ya da ziyaret edişini göstersin o yine de tüm bu hırgürün ortasında mutlaka insana ulaşır. Öyküsünün temeli çarpışan arabalar, üşen göktaşları ya da tornadolar olmaz. Önemli olan uzaylılar varken birbirine kavuşmaya çalışan baba - oğuldur, önemli olan gerçek bir çocuk olmaya çalışan robotun duygusal öyküsüdür, önemli olan tüm hırgürün ortasında hep ve daima olarak 'insandır'... O öykülerini insanlardan yola çıkarak yazar ve kimsenin kullanmadığı tekniği kullanmasına rağmen kimsenin yazamadığı derecede duygusal ve derinlemesine hümanist öykülerle karşımıza çıkar. İndiana Jones'dan oyuncusu olan Kate Capshaw ile mutlu bir evliliği ve bu evlikten 2'si evlatlık olmak üzere 5 çocuğu olan bir insan olduğu düşünldüğünde filmlerinde aile ve insan kavramlarına neden bu kadar ilgi gösteridiği ise rahatlıkla anlaışabilir. ![]() Şu sıralar İndiana Jones'un 4. bölümü için Harrison Ford ile tekrar buluşuyorlar. Anlaşılan Spielberg hayranları eskilerden aradıkları ve özlemini duydukları tatlara yakın zamanda tekrar kavuşacak... Kariyeri Oscarlarla, milyonlarca hayranla, milyonlarca dolarlık gişe başarılarıyla dolu olan Steven Spielberg 13 yaşındayken fotoğrafları art arda sıralayarak hareket ettiriyormuş gibi gösterirken başladığı sinema kariyerinde birçok tekniği ustalıkla sinemaya kazandırmakla kalmamış aynı zamanda kendisinden sonra gelecek sinemacı olmak niyetindeki genç nesillere de umut ve heves aşılayan, sinemayı neden bu kadar sevdiğimizi bizlere hatırlatan birkaç isimden biri oldu. Kendi sözleriyle anlatmak gerekirse, "Yaşlandıkça sinemayı daha çok hareket eden bir mucize olarak görüyorum.", "Film çekerken seyirciyi düşünmeyi seviyorum çünkü ben de bir seyirciyim"... |
||||
|
|
|