ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

BİLİM

>>> Kenan Uslan

ÇAĞIMIZIN SİHİRLİ KUTUSU

GENETİK

Günümüzde genetiğin ele aldığı bazı konular, özellikle insanda kalıtım olayları hakkında bilimsel yorumların yapılması çok eski tarihlere dayanmaktadır.

Bir bilim dalı olarak 20.yüzyılın başında ortaya çıkan Genetik, özellikle yüzyılın ortalarından itibaren son derece yoğun bir gelişme göstermiştir. Günümüzde biyolojinin en önemli dallarından birini oluşturduğu gibi tıp, bitki ve hayvan yetiştiriciliği en endüstrinin çeşitli kesimlerindeki çalışmalara geniş çapta yararlanılan temel birimlerden biri durumuna gelmiştir. Ayrıca, teknolojik gelişmelerin hızlandığı son yıllarda son derece ilgi çekici sonuçların alındığı modern biyoteknolojinin temelini de büyük ölçüde genetik mühendisliği oluşturmaktadır.

Doğada varlığını sürdüren her canlı kendi türüne özgü karakterlere sahiptir. Bu karakterlerini, kendini meydana getiren ana babasından alır ve dölüne aynen geçirir. Bununla beraber hiçbir canlı temel karakterinin dışında, tam olarak birbirine benzemez. Aynı türe ait bireylerde gözlenen bu farklılık değişik türlere ait organizmalar arasında çok daha belirginleşir.

Genetik (kalıtım bilimi) adı verilen bilim dalının ele aldığı başlıca konulardan biri canlıların kendilerine özgü tüm karakterlerinden sorumlu olan maddenin (genetik materyal=kalıtsal madde) yapı ve işlevinin ne olduğu ve bireyin karakterlerini nasıl kazandığıdır. Genetiğin üzerinde durduğu bir başka konu bireylerin kendi karakterlerini döllerine nasıl geçirdikleridir; yani kalıtımın nasıl olduğudur. Bu bilim dalı ayrıca doğada canlılarda gözlenen büyük çeşitliliğin (varyasyon) nedenlerini araştırır.

İnsanların yaklaşık on bin yıl önce bitki ve hayvanları yetiştirmeye başladıklarında gözlemlerine dayanarak kalıtım ve çeşitliliği dikkate aldıkları söylenebilir. Kendileri için daha yararlı olanları seçmiş ve böylece bu bireylerdeki karakterlerin dölde devamını sağlamaya çalışmışlardır.

Günümüzde genetiğin ele aldığı bazı konular, özellikle insanda kalıtım olayları hakkında bilimsel yorumların yapılması çok eski tarihlere dayanmaktadır. 19. yüzyılda Schleiden ve Schwann tarafından tüm hayvan ve bitkilerin hücre adı verilen birimlerden meydana geldiğinin saptanması (hücre teorisi)(1829), daha sonraları da hücrelerin yapılarının ve bölünmelerinin anlaşılması kalıtım kaynağının daha kesinlikle belirlenmesine olanak vermiştir. Genetiğin temelini oluşturan kavramların en önemlileri Gregor Mendel (1822–1884) in bezelye bitkileriyle uzun yıllar yaptığı melezleme çalışmalarından elde ettiği bulgulara dayanır. 1866 yılındaki yayınına göre, kalıtsal maddenin bireyin vücut hücrelerinin karışımı olmadığını, tersine çok sayıda ve belli koşullarda yapıları değişmeyen birimlerden ibaret olduğunu (DNA), bu birimlerin dölden döle bağımsız olarak geçtiğini ve yeni gruplanmalar yapabildiklerini ileri sürmüştür. Günümüzde geçerliliğini ve önemini koruyan bu görüşler Mendel’in yaşamında hemen hiç dikkate alınmamıştır. Daha sonraları yapılan araştırmalar Mendel’in görüşlerini tam olarak doğrulamış ve 1900 yılında Mendel Yasaları başlığı altında yayınlanmıştır. Bu yüzden 1900 yılı genetiğin gerçek doğum yılı ve Mendel ise bu bilim dalının babası olarak kabul edilir. Bununla beraber kalıtsal maddenin fiziksel ve kimyasal yapısı 1940-1950’lerde incelenmeye başlayıp genetik olaylar daha çok moleküler düzeyde ele alınmaya başlamış ve moleküler genetik adı verilen alt bilim dalında çok hızlı ve yoğun çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu yüzyıl başından beri elde edilen bilgilerin artışına paralel olarak insan genetiği, ekolojik genetik, sitogenetik, vb. alt bilim dalları oluşmuştur.

Günümüzde genetik biliminin insan hayatında ve çevresinde yapabileceği değişimleri (sağlık, tarım, hayvancılık vb.) ve hatta gelecek nesilleri de ilgilendiren etkileri düşünüldüğünde ne kadar önem arz ettiği şüphesizdir. Bu bilim dalının hızla ilerlemesi ve gelişmesi bugüne dek sürdürülen tekniklerin de özellikle tıp ve endüstri alanlarında yerini yeniye bıkacağı aşikârdır. Bu yüzdendir ki genetik bilimine çağımızın bilimi, genetik ve moleküler genetik mühendisliğine de çağımızın mesleği diyebiliriz.