ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

DOSYA

ADIYAMAN METROPOLİTİMİZ

MOR GRIGORIOS MELKİ ÜREK

Rab Allah, Musa’ya: “Bu değneği eline al, çünkü belirtileri onunla gerçekleştireceksin” dedi. (Çıkış 4: 16-17)

Elçi Petrus’un tek halefi, doğu ve tüm dünyadaki Süryani Ortodoks Kilisesinin Tanrıda yücelen yegane lideri Kadasetli Patriğimiz, Moran Mor İğnatıyos I. Zekka İwas dua ve bereketiniz bizimle olsun, amin barechmor…

dosya03.jpg

Kadasetli Patriğimiz Moran Mor Iğnatiyos I. Zekka Ivas

İstanbul Ermeni Patriği Kadasetli II. Mesrop Hazretleri makamınızı ve bunca işlerinizi bırakıp bu programa katılarak bizi ve bu anlamlı günümüzü bereketle onurlandırdınız. Ayrıca, yoğun programları nedeniyle bu törene kendileri katılamayacaklarını bildiren saygıdeğer İstanbul Rum Patriği I. Bartholomeos Hazretleri, yazılı mesajları bize bereket sunuşu olarak kabul edilmiştir.

Çok değerli işlerini ve sevgili abraşiyelerini bu amaç için bırakıp buraya kadar zahmet eden, Sayın Metropolitlerimiz ve her yerden teşrif eden değerli ruhaniler: başta Patrikhanemizin Manastırı Mor Efrem’in rahip ve rahibeleri. Rahipler, horiepiskoposlar, keşişler, diyakozlar, değişik dernek ve abraşiye heyetlerinin başkan ve üyeleri ve çok değerli konuklarımıza herkese kendi adıyla şükran borcumu sunuyorum. Telefon, telgraf ve fax sahipleri: Sn. Nihat ERİ, M. Temel KOÇAKLAR Muğla Valisi ve saygıdeğer eşi, Prof. Dr. Mag. Horiepiskopos Emanuel AYDIN, Türkiye Süryani Katolik Kilisesi Horiepiskoposu Yusuf SAĞ, Prof. Dr. Mehmet ÇELİK hocamız; Sn. Patriğimize saygılarını ilettiler. Abrohom BİLGE, Ekrem KURAN v. d. şahsen katılan: Baş Rahip Gregorio Bruno SİMONELLİ, Baş Rahip Yunus DEMİRCİ Latin Katolik Kilisesi Mümasilleri,

Pek muhterem M. İlyas KÖSE, bu işi başından beri takip ederek gecesini gündüzüne katıp her fedakârlığını seferber ederek, işi gerçekleştirme safhasına başarıyla getirene dek çalışmıştır. Onun bu çalışmalarına eşlik eden Köln Mütevelli heyeti Saygıdeğer üyeleri ve İstanbul Adıyamanlılar cemiyeti bireylerine şükran borcumu sunuyorum. Ayrıca asil ve soylu bir aileden gelen çok saygıdeğer Yakup Tahincioğlu’na teşekkür ediyorum. Zira bu işi başından beri soğukkanlılıkla takip ederek bu işin neticesini almıştır. Çünkü, o bir beyefendidir. İstanbul Süryani Kadim 11. Dönem Vakıf Yönetim Kurulu Üyelerine inisiyatif katkılarından dolayı burada ayrıca şükranla anıyorum. Ayrıca değerli katkı ve katılımlarından dolayı Commandor Şemun Cello (ABD), Abune İlyas Lahdo, Fuat Haddat, Gabriel Akyön’e teşekküerlerimi sunuyorum.

Ey atalar atası, bu büyük sevginizi takdir ediyorum. Öyle ki, Kutsal Ruh’tan olan bu çağrı: ‘yoksulu çöplükten alıp toplumun büyükleriyle oturtur’. Böylece bu manevi törende, elçisel şahsınız tarafından kutsal el konma eylemiyle aldığım sorumluluk çerçevesinde Kilisemizin atalarının sahip oldukları doluluk mirasına sahip olduğumun farkındayım. Zira, rahipliğimin ilk yuvası Deyrulzafaran’da gerçekleşmiş olması, beni sanki 1972 ve 1978 yıllarına götürür gibi hatıralarımı göz önüne getirdi. Sevgili yuvam Deyrulzafaran’da belki de yüz yıl aşkın bir süredir metropolit terfi edilmişbir süredir metropolit terfi edilmiş değildir. Bu nedenle, bu sevinci sözcüklerle ifade edemem. Ama bu sözcüklerle ifade etmek yeterlidir: “Canım Rabbi yüceltir; ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan kuluyla ilgilendi. O kadarki, güçlü olan, benim için büyük işler yaptı. O’nun adı Kutsaldır…” (Luka 1: 47-51)

dosya04.jpg

Mor Grigorios Melki Ürek resamet töreninin ardından teşekkür konuşmasını yaparken

Kadasetli Patriğimiz, Rab Allah, Musa’ya: “Bu değneği eline al, çünkü belirtileri onunla gerçekleştireceksin” dedi. (Çıkış 4: 16-17) Bu muhteşem olay sonucunda yeryüzünde Tanrı’nın adına ve O’nun ilahı asası altında kurulan ilk resmi yönetim Musa’nın zamanına dayanır. Bu temel ilk kurulduğu zaman doğruluk, adalet; ilke ve temeller üzerine kurulmuştu. Asırların zulümle örtmeye ve kapatmaya çalıştığı adaletsizlik ve eşitsizlik sayfası bu değneğin güçlü ucuyla açılacaktı. Fark etmez, Mısırlılar Rabbin toplumunu bin yılın yarısı kadar kendilerine köleleştirmiş olsunlar. Mısırlılar Firavunlarıyla gelip geçtiler ama Rab asla geçmeyecektir! Bazen Rab, müsamaha gösteriyor derken, böylece zulüm edenler de diretiyor! Fakat, Rab yönetim asasının sahibidir ve ayıldığında güçlü adalet bazusuyla uyanır ve galibiyetle döner. Ama Rabbi, uyuyan biri gibi algılamamak gerekir! Çünkü, akıbetimizin hak ettiği yaptırımla karşı karşıya gelindiğinde, Tanrı yaptırımla karşımıza çıktığı zaman süresi gözümüzde Tanrı’nın uyanışı gibi görünür. Bu kanaati besleyen kilise kurumu, bu faktörü en önemli ilkelerinden biri sayarak, temel felsefesinde ruhun sükun faktörü mührünü basmıştır. Bu bağlamda, kasırgalı fırtınalardan kendimizi huzurlu bir limanda hissetmek, dolaysıyla ruh sükunu sağlamak; biz ruhaniler kurulu yanı sıra emektar kadronun da, sorumluluk çalışmalarıyla olur. Bu görevde, yetkili kadronun özverili çalışması ve ahengi önemli yer tutar. Çünkü bu, huzur nedeniyle insan varlığının ihtiyaç duyduğu dolaysıyla iç boşluğunu dolduracak vazgeçilmez gereksinimlerdendir. Bu gereksinim için, toplumun her iki sınıfı da aynı eksen de hareket ederek hedef ve amacına ulaşmalıdır. Adıyaman Süryani Kadim Kilisesi olarak, asırlardır geleneksel işlevlerinden sayılan bu davranışın tekrar rayına oturtulabilmesi için Sayın Patriğimiz sizin inisiyatifinizle gerçekleşen bu kutsal eylem ve atama töreniyle Adıyaman ve çevresi için tarihi bir gün yaratıldığını kabul ediyoruz. Aynı zamanda bugün Adıyaman Süryani Kadim Kilisesinin solan benzinin tekrar eski tazeliğine ve baharına kavuşma günüdür. Deyim yerindeyse, bu atama, Adıyaman ve ona bağlı çevre illeri için Patriğimizin aracılığıyla Rab İsa Mesih tarafından verilmiş ve bağışlanmış bir hediyedir.

Saygıdeğer Patriğimiz, sıkıntılı bir ifadeyle söylemek gerekiyorsa memleketimizin bugün, benzerine rastlanmamış bir biçimde Süryanilerden boşalmış bir hali vardır. Öyleyse, Tanrı bu taşlardan babamız İbrahim’e evlat yaratacağına veya yaratma gücü olma yetisi bulunması, kendi mabedi olan kilisesine evlat yaratsın! Nitekim, önemini vurgulamak gerekiyorsa; işte bu kutsal günde, bu amaç için bu kutsal huzurdan içten sıcak bir yakarış duası istemek yerinde olur diye düşünüyorum. Gördüğünüz gibi, azalmış olmamıza tanık olan yöremiz, biz Süryaniler için olduğu kadar ülkemiz için de yeri dolmaz bir kayıptır. Bunun yanı sıra böyle bir dönemde, yirmi birinci yüzyılımızdan geriye dönüp eski geçmişi bulunan Adıyaman Kilisesi, geride bıraktığı tüm yüzyılların kalbinden kendini bu çağa taşıyarak; sabahın çiği ve semizliğiyle ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu yadsınacak veya küçümsenecek bir olay değildir. Adıyaman Süryani Kilisemizin manevi değeri kadar işlevsel tarafı da, olup değişik insanların maneviyatına hizmet veren kurumlarımızdan biridir. Zira yapısal ve konumsal itibariyle tarihe de damgasını vurmuştur. Adıyaman Mor Petrus ve Mor Pavlus Kilisesi, ülkemizde bulunan bütün diğer Süryani kiliselerimizin sahip oldukları özelliklerin dışında ve fevkinde kendinde barındırdığı has Süryani stilini, Urfa ve yöresinin tarihi derinliklerinden taşıyıp günümüze kadar getirmiştir. Böylece alaca karanlıkta kaybolmaya yüz tutmuş tipik Urfa kültürünü kendinde barındırarak Urfa Süryani kültürü tarihine de ışık tutan bir eserdir. Zira, atalarımızdan miras aldığımız bu değer ve kültür mirasına önem vererek, yalnızca Hıristiyanlığımızın ilkelerine hizmet vermekle kalmıyor. O, aynı zamanda; sevgili Adıyaman şehrinin çehresine de bir başka şekil vererek kültür mozayığını sergileyen nadide portresini çizmiş bulunuyor.

Saygıdeğer Patriğimiz; bu yöre, tarih sayfaları tozlanmış kilisemizin temelli bir geçmişe sahip olması, Pirinden sonra Siverek’e paralel abraşiye statülü bir merkez konumunda olması önemini bir kat daha arttırmıştır. Ayrıca bu merkez, günümüze dek iki metropolitin mezarını yazıtlarıyla getirmiştir. Ama hayat şartları ve esen kavurucu yeller, bu abraşiyeyi günümüze dek bu haliyle bu şekilde getirebilmiştir. Zira, siz ey Kadasetli Patriğimiz, bugün bu abraşiyeyi eski konumuna kavuşturarak onurlandırmış bulunuyorsunuz.

dosya05.jpg

Kadasetli Patriğimiz; büyük ve sevgili Vatanımızı en azından ufak bir paragrafla, taşıdığı özelliklerden kimi hususlarına, Atatürk’ün çağdaş görüşlerinin ışığı altında değinerek ülkemizin vizyonunu bana bahşettiğiniz bu güzel fırsatta şu şekilde çizmek istiyorum. Bizler bugün, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 83. yılındayız ve bu Cumhuriyetin kurucusu Kemal Atatürk’tür. Atatürk, cumhuriyeti çağdaş ilkeler temeli üzerine kurarak: hoşgörü, anlayış, laik, özgür düşüncenin ürettiği yenilik, modernizasyon harekatı ve Batının yürürlükteki medeniyet anlayışını ilke olarak almıştır. İşte bu ilkelerden yola çıkarak, Avrupalılaşma yolunda kat ettiğimiz adımlar ülkemizin ve Süryanilere ve diğer etniksel azınlıklara karşı temelli hoşgörü ve hak tanıma gayreti bizi ihya etmektedir. Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet SEZER ve Sayın Başbakanımız Recep Tayip ERDOĞAN’a saygılarımı sunuyorum. Mardin Valisi Sayın Mehmet KILIÇLAR, Adıyaman Valisi Sayın Halil IŞIK, Mardin Belediye Başkanı Sayın Metin PAMUKÇU ve bu törene katılamayacaklarını bildiren Adıyaman Belediye Başkanı Sayın A. Necip BÜYÜKASLAN’a şükranlarımı iletiyorum. Ayrıca, emniyet ve güvenlik birimleri mensuplarına bu güvenli ortamı sağladıkları için sağlık ve başarılar diliyorum.

Kadasetli Patriğimiz; işte bu terfi töreninin aşılmış zorluklardan sonra yapılmış olması bile; bölgedeki Mesih İsa’da olan kardeşlerime bütün yaklaşımlarımda Mesihsel izlenimlerimdeki tecrübe ve uysallık esas olacaktır. Ancak, şu bilinsin ki; hakkaniyet dediğimiz hak bazındaki kazanımları; Kilisemiz yönetiminin hoşgörüsü ile bir insanın ilk görev alanındaki yaşamsal düşüncelerini toparlayarak kendini oraya adapte eden bir rahip ve bu rahibin belirlediği bir çalışma ve hizmet alanındaki fırsatının kendisine bağışlanması kadar doğal bir hak var mıdır? Böylece her rahip, mutlaka zorluklarla karşılaşmamalıdır. Atanmış olduğum bu kutsal görev nedeniyle, bu kutsal huzur ve mekanda, arzulanan manevi ve insani düzeydeki seviyeye getirmenin istemi olumlu yönden değerlendirecek olursak; Elçi Pavlus’un buyruğuna uygun olması bakımından en beklenilenidir! Aziz Pavlus diyor ki: “Bu güvenilir Söz’dür: Eğer biri Kilise topluluğuna gözetici olmayı özlüyorsa değerli bir iş istiyor demektir. Bu durumda gözeticinin anlatılan nitelikleri taşıması gerekir. “ (I. Tim. 3: 1-2) Yolsuzluklara sapmadan, doğru inancımıza karşı dikilenlere karşı tavrımın netleşmesi gibi önerileri öğütlüyor Pavlus: “Buyruk olarak bunları bildir ve öğret. Kimsenin seni küçümsemesine izin verme. Örnek olmak, sevgi, ruh temizliği, öğütlemeye ve öğretime önem ver. Sana Peygamberlik bildirisiyle, ihtiyarlar Kurulu’nun ellerini koyarak verdiği o manevi bağışı umursamazlık etme!” Böylece buna bağlı kalmağa beni davet eden Pavlus, bu görevleri iş edinmemi, kendimi bunlara adamamı; öyle ki, ilerleyişimi herkes görsün dolayısıyla kendime ve içinde doğduğum çevreden edindiğim öğretiye dikkat etmemi! Bunlarda süreklilik göstermemi, öz şahsımın ve beni dinleyenlerin kurtuluşu açısından önemliliğini vurgulamaktadır. Bu görevle birlikte Tanrı’nın kayrası yani iyiliği güçsüzlüğüme bağışladığı yetki gereğince, gökte O’nun varlığına kurulu bulunan yüce konsey divanı, yerde de onun adına kuracağım elçilik, hedef ve maksadının başında: “Tanrı sayarlığı -iman ilkesi- temel güdülerimde en önemli yer ve etken soyunun arzuladığı, gereğini de yağmur ve güneş kadar gereksinim duyduğu kardeşlik sevgisi, katlanış, huy yumuşaklığı, Mesih’in de kendisi kişisel olarak Pilatus’un karşısında yaptığı sağlam tanıklık yasası gibi.” Potada altının nasıl diğer metal çeşitleri ile ve ne tür kaynaştığı gibi, ustaca tüm abraşiyemdeki insanları Tanrının merhametiyle, O’nun irade ve sevgi birliği potasında kaynaşmasına ve hatta nazır bulunacağım Adıyaman Abraşiyesi’nin, diğer Süryani abraşiyelerle doğru bir anlayışla ilerleyerek; ayrıca Süryani Kadim Kilisemizin ön gördüğü diğer kardeş kiliselerle de dostluk kapısını açık bırakma çabasındaki gayret ve sadakat ilkesine bağlı olacağıma emin olabilirsiniz. Bunları ve bu gibilerini Pavlus’un verdiği reçeteye uygun bir biçimde sürdürmem kuşkusuz Sayın Patriğimiz’in bugün ‘üzerime koymuş olduğunuz el, Tanrı’dan bana verilen manevi bağışı anımsatarak canlandırdığımda, “Tanrı’nın bana korkaklık ruhunu vermediğini aksine; güç, sevgi, esinle pekişmiş ağırbaşlılık ruhunu; verdiğini belirgin bir biçimde ortaya koymuş olacağım.” (II. Tim. 1: 6-7) “Bu yol sanıldığı gibi savsaklama, ılımlılık ve hatta insanların isteğiyle tasarlanmış rehavet yolu değildir, aksine Tanrı ve O’nun Müjdecilerinin onuruna saygı duymak ve onlardan ötürü utanç değil gurur duyma yoludur bu yol!” (II. Tim. 1: 8-9) İnanç konusuna gelince, Süryani Kilisesi’nin Ortodoksluğu yani doğru inancı yapının temel taşı esastır. Ben burada ilahiyat konuları işlemeyeceğim. Ancak, şu var ki ağırlıklı inancımızın sarsılmaz temelini oluşturan “Tanrı Tabiatının birliği” -Baba, Oğul ve Kutsal Ruh - Kutsal Üçlüğün deyimi altında bütünleştiğini, Tanrı’nın tasarladığı üzere kurtuluşumuz uğruna Rab Mesih İsa (Allah’ın Kelamı) tam Tanrı tam insan olarak biz insanlarla başlattığı diyalog dönüm noktası anlamında, dimağımızdaki imajını; Bakire Meryem’den almış olduğu vücutla birleştiği andan itibaren, yukarıdaki özelliklerinin hiç birini yitirmeden, dirilişinden sonra da olduğu gibi ebetler ebedince iki tabiattan birleşik bir tabiat olarak kalacağından en ufak bir şüphe duymuyorum. Nitekim, “Başlangıçta Söz (Kelam) vardı. Söz Tanrıyla birlikteydi ve Söz Tanrıydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey Onsuz olmadı. Yaşam Ondaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ama karanlık Onu alt edemedi” (Yuhanna 1: 1-14) bunun yanı sıra, Tanrı’nın üçüncü şahsı olarak algılanan Kutsal Ruh’un diğer iki şahıstan yani Baba ve Oğul özgün niteliklerin dışında Tanrı Ruhu, Oğul’un olanından alıp, Baba’dan çıkış yaptığı gibi (Yuh. 16: 12-15) özce, güç, irade ve tüm Tanrısal doluluğuna sahip olduğuna yüreğimde birinci dereceden bağlılık beslediğimi açıklamaktan bıkkınlık duymuyorum. Bu temel değerlerimizi tehdit eden densiz akınlardan sayılan Ariyus, Makedon, Eutechos ve Nestur türündeki sapkınları ve sapkınlıklarını; Moran Mor Severiyos ve azimli Menbecli Mor Filluksinos ile birlikte bir ağızla aforoz ve ret etmekten geri kalmayacağıma esasen yemin merasimimde de kabul onayımı vermiştim. Yüce Kilisemizin Gelenek, örf ve adetlerini binaenaleyh bu kilisenin can damarını oluşturan yedi etkenine bağlı kalacağıma, esasen baştan beri kilisedeki hizmetim nedeniyle üstüme giymiş olduğum bu kıyafet buna kendiliğinden işaret etmektedir.

dosya06.jpg

Son olarak, başta siz Kadasetli Patriğimiz, burada bulunan sayın metropolitlerimiz, ruhani kardeşlerim ve değerli konuklarımız. Başarı ve iyiliğim için gönülden destekleyici bir dua edin. Öyle ki, Rab dualarınızla bu ağır ve yaraşmadığım görevde zayıflığıma yardımcı olsun. Rabbin bana teslim ettiği, Adıyaman ve çevresindeki il ve ilçelerdeki insanlarımızı çok sevdiğimi biliyorum. Bu nedenle ve bu sevgi doğrultusunda, ben bu bölgenin insanlarını hiçbir şeyde aldatmadığımı biliyorum, yönetimim süresince; onlar da herhangi kötü bir niyetle bana yaklaşmayacaklarına inanıyorum! Vurgulayarak söylemek istiyorum ki, adaletin doğruluğunu saptırmak amacıyla birilerinin rüşvet eli cebime sokulmasın! Bu eylem hakimin gözünü nasıl körelttiğini bilmeyenimiz var mı? Abraşiyemdeki bireylerin iyiliği için ağzımdan çıkan kararlara; herkes söylenmeden Tanrıyı dinler ve O’nun sözlerini duyar ve uygular gibi uymaları ve uygulamalarını diliyorum. İtaatle bunu yaptıklarında, Tanrı onların ve çocuklarının üzerine uysallık, kurtuluş ve bereket ruhunu dökecektir. Çünkü denilmiştir, Tanrının bereketi ve iyiliği erdemli kimselerin üzerindedir.

Kadasetli Patriğimiz, bu tören ve metropolitlik terfi günümde yanımda o kadar çok olmayı isteyen babam gurbettedir! Sağlığı için duanıza muhtaçtır. Ama en çok, sevgili annem ve sevgili dayım İsa bu vesilede yanımda olmak isterlerdi! Bu nedenle onları rahmetle anıyorum. Zira, bu günü görmeden hayata gözlerini Rabbin isteği doğrultusunda yumdular ve Rab’de uyuyanlara ne mutlu demekle yetiniyorum. Duanızla Rab onlara rahmet eylesin.

Saygılarımla…

Barıchmor…