ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

EDİTÖR

Huzur Mevsimi Yaz

editor01.jpg

Doğru dürüst bir kış yaşamadık; hatta doğru dürüst bir bahar. En azından biz İstanbul’dakiler. Bu nedenle, böyle bir kış sonrası, sanki hasretle beklemişiz gibi “Yaz Geliyor!” şeklinde bir başlık atmamız kimileriniz tarafından yadırganabilir. Ama değil, ‘yaz’ sözcüğü ile bir değil, birkaç şeye birden atıfta bulunmak istedik.

Yeni Yönetim Kurulu seçimlerimiz başarılı bir biçimde yapıldı; Sayın Kenan Altınışık’ın başkanlığında çalışan yeni bir kurulumuz var artık. Bize ‘yaz’ı çağrıştıran önemli bir gelişme bu; yıllardır Süryani cemaatinin hizmetinde olmuş Kenan Altınışık, engin tecrübesini, yol yordam bilirliğini artık Yönetim Kurulu Başkanlığımızı yapmakta kullanacak. Kendisinin şahsında, bütün kurul üyelerimizi yeni görevlerinden dolayı kutluyor, hepsine başarılar diliyoruz. Bu sayımızın önemli bir bölümünü yeni kurulumuza ayırdık. Dergi sayfalarımızda, hem seçim hem de sonrası ile ilgili yazılar var, hem de kurul üyelerimiz ile ilgili bilgiler. Muhtemelen kurul üyelerimizi tüm cemaat çok iyi tanıyor; zaten öyle olmasa ilginize mazhar olmaz, oylarınızı almazlardı. Ama dergi olarak bütün gelişmeleri bir araya getirmek ve en önemli özelliğimiz olan ileriye dönük arşivlemeye bir katkıda bulunmak istedik...

Son kurulumuzun önemli bir özelliği de, bir ‘bayan’ üye ile şereflendirilmiş olmasıdır. Sayın Maribel Mağzelcioğlu’nun seçimleri kazanıp kurula girmiş olması, hem kendisi hem de bizler için tarihi bir adım. Kendisini yürekten kutluyoruz; cesareti ile hem diğer kadınlara, hem de hepimize çok önemli bir şey göstermiş oldu. Dünya erkek ve kadınların bir arada olduğu bir gezegen ve bir şeyi yaratır, bulur ya da yönetirken her iki cinsin de yan yana ya da sırt sırta olması gerekmektedir. Bir tarafın görmediğini diğer taraf görecek, birinin hissetmediğini diğeri hissedecektir. Makul olan budur bu olmasına ya, hepimiz biliyoruz ki, kadınların, özellikle yönetim kademesinde yer almaları hep zor, hep sancılı olmuştur. Dünya dönmeye başladı başlayalı, kadınların önüne hep setler çekilmiş, hep engeller çıkarılmıştır. Bu zor virajı, Süryani cemaati çok rahat dönebildi, en azından İstanbul’da. Diğer abraşiyelerin de örnek alması, kesinlikle takip etmesi gereken bir gelişme bu. Kafa kafaya vermeli, çekinmeden ürkmeden bu ve buna benzer konuları konuşabilmeli, tartışabilmeliyiz artık. İstanbul Abraşiyesi tarihi bir adım attı, Yönetim Kurulu’na bir bayan üye katabildi. Sıra diğerlerinde; tüm dünyanın örnek alması gereken bu gelişmeyi, en başta biz, yani bunun öncülüğünü yapmış olanlar daha ileri bir noktaya taşımak durumunda. Bu adım, ‘ayrı ve tek adım’ olarak kalmamalı, tabiri caizse globalleşmeli, süreklilik kazanmalı. Süryani kadınları, henüz erken olmasına rağmen şimdiden bir sonraki seçim için kendilerini hazırlamaya başlamalılar; kararlarını vermeli, çalışmalara başlamalılar. Kültürel ve entelektüel yaşamında Lolita Asil gibi kendisini dünyanın dört bir yanına önemli ve sağlam bir sanatçı olarak kabul ettirebilmiş bir hanımefendiye sahip Süryani Cemaati’nin bu ve buna benzer kararlarını, adımlarını kimse yadırgamayacaktır. ‘Kadın’a her zaman gerekli kıymeti vermiş, onu her zaman önemsemiş bir toplumun, bu alanda da çok önemli adımlar atıyor olması son derece önemli bir husus; aynı zamanda gurur verici de. Maribel Mağzelcioğlu’nun, diğer kurul üyelerine nazaran daha fazla sevgimize-desteğimize ihtiyacı var; bunu hiç akıldan çıkarmamalıyız.

Bir evvelki sayımızdan bu yeni sayımıza kadar geçen zaman içerisinde yaşanan önemli bir gelişme de, Agos’un sahibi ve yöneticisi Hrant Dink’i kaybedişimiz oldu. Her görüşten insanın “Mükemmel bir adam!” olarak nitelediği Dink’in kaybı, Avrupa Birliği ile yeni bir dönem yaşamaya hazırlanan her türden ‘ekalliyet’ için acı bir kayıptı. O kadarla da kalmadı ama; bu memleket tarihinde ilk defa, ekalliyetten biri, genel çoğunluktan biriymiş gibi saygı ve sevgi görerek uğurlandı. Bu memlekette ilk defa, genel bir televizyon kanalında (CNN Türk’te) bir kilise ayini naklen, yani canlı olarak verildi. Dink’in cenaze töreni, bu memlekette bir şeylerin değişmekte olduğunu gösterdi bize; hem de Avrupa Birliği’nin zoruyla değil, kişilerin kendi arzusu ve isteği ile! Ne Avrupa Birliği, ne de başka bir merci, zorla ya da dışardan dikte ettirerek hiç kimseye “Hepimiz Hrant’ız…” sloganını attıramaz, bunu söyletemezdi. Bunun olabilmesi için, kalplerin yumuşaması, büyük çoğunluğun, diğerini diline-dinine bakmaksızın “kendisi gibi-kendinden biri” gibi görebilmesiyle mümkündü. Aynen böyle oldu: Hrant Dink, bu memleketin bir insanı olarak uğurlandı diğer yakaya. Keşke hunharca cinayet hiç vuku bulmasaydı, keşke Hrant Dink hala aramızda olsaydı; ne yazık ki bunu gerçekleştirmek hiçbirimizin elinden gelmez(di). Ama önemli olan da bu değil miydi? Dink’i kaybedişimizle binbir gelişmenin açamayacağı gözler, hep birden ve aynı anda açılmıştı! Nur içinde yatın Hrant Kardeşimiz; Agos ile ektiğiniz ‘kardeşlik tohumları’ yeşerdi işte; yeşermek ne kelime, başını alıp boy vermeye de başladı. Bunu hiç kimse unut(a)mayacak.

Yeni sayımızda bir değişiklik de dikkatinizden kaçmayacaktır. Yeni dönemle birlikte dergimizin sayfa düzeninde de yenilikler yaptık. Değişmeyen şey ise, dergimizin özenle hazırlanmış içeriği. Bu sefer de, her zamanki gibi zengin bir dergi hazırladık size; yalnızca bir gün ya da birkaç gün değil, birkaç hafta elinizden bırakamayacağınız, hemen hemen her sayfasını canı gönülden okumak isteyeceğiniz bir dergi.

Ve bir teşekkür: Geçen sayımızda vefatını duyurduğumuz sevgili Hanna Hıdırşah Ağabeyimizin damadı Bedros Oruncakçıel İstanbul’a geldi ve bizi ziyaret etti. Kendisine katkı ve bağışları için minnettarız.

Ve bir mutluluğumuzu paylaşalım sizinle. Dergimizin müdürü David Akgüç kardeşimizin bir oğlu oldu. Sevincimiz büyük. Bu satırlarla, David ile eşi Rose’u ve başta Peder Hanna Akgüç olmak üzere bütün Akgüç ailesini tebrik ederiz. Dünyalar tatlısı yeğenimiz sağlık ve huzur içinde büyüsün.

Daha farklı, daha geliştirilmiş, daha ayrıntılı, daha zengin yeni Reyono’larda görüşmek üzere.

editor02.gif