ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

GELENEKLERİMİZ

>>> David Akgüç - Ümit Koç

KİLİSENİN KUTSAL SIRLARI - 2

MURUN

“O bizi mühürledi, güvence olarak da yüreklerimize Kutsal Ruhu yerleştirdi.” ( II. KOR. 1:22 )

Kutsal kilisemizin geleneklerine ve inancımıza göre her inanlı kişinin temel görevi olan kutsal sırları tanıtmaya başladığımız bu bölümde bu sayımızda “MURUN” gizine değineceğiz.

MURUN: Murun kelimesi, köken olarak eski Yunanca’dan gelme bir kelimedir. Anlam olarak da hoş kokulu bitkilerden oluşan kutsal esans manasına gelmektedir. Süryanice de ise eski dönemlerde ölüleri mumyalamak için kullanılan hoş kokulu bir çeşit ağacın sakızı olan “Muro” kelimesinden türemiştir. Bu manasıyla da İsa Mesih’in ölümüne işaret eder.

Murun gizinin en temel özelliklerini sayacak olursak, en önemlileri hayat boyu yalnız bir kez uygulanabilmesi ve zorunlu gizlerden olmasıdır.

Murun gizinin kilisede kullanımı ise şöyle gerçekleşmektedir. Murun, vaftiz olan inanlı kişinin hem iman bakımından hem de ruhsal yaşamında daha da güçlenmesi ve büyümesi için Kutsal Ruh’un gücünü ve ilahi vergilerini kazandığı yani kabullendiği bir gizdir. Murun vaftiz gizinin tamamlayıcısıdır. Bu sebeple murun, ruhani tarafından vaftiz olan kişinin vaftiz olduktan hemen sonra daha öncede belirttiğimiz gibi hayat boyu yalnız bir defaya mahsus olmak koşuluyla vücuduna sürülür. Ruhani, vaftiz olacak kişiye kutsal murunu sürerken inanlının sonsuz yaşama “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” adına murunun kutsal ve tanrısal mührüyle mesholunduğunu söylemektedir. Böylece imanlı kişi Rab İsa Mesih’in yolunda şeytanın kötü güçlerine karşı yeni bir güç kazanmış olur.

Murun gizinin geçmişine kısaca bakacak olursak ilk olarak Barsalibi’nin eski anlaşmada (Tevrat) kutsal murunu tarif eden bazı işaretlere değindiğini görürürüz. Örneğin Musa peygamber dağa çıkıp kilisenin kutsal gizlerini öğrendiği gün tanrı ona toplanma çadırının bazı gereçlerini Harun ve oğullarını onunla meshetmesi için kutsal yağı yapmasını emretmiştir. Yeni anlaşmada (İncil) ise kutsal murunu kiliseye Rab İsa Mesih yerleştirmiştir. Bu da Rab İsa Mesih’in vaftiz olduğu sırada Kutsal Ruh’un güvercin şekliyle üzerine indiğinde ve göğe alındıktan on gün sonra Kutsal Ruh’u öğrencilerine gönderdiğinde gerçekleşmiştir.

gelenek01.jpg

Kutsal murun vaftiz gizinin tamamlayıcısı olduğu ve vaftizden hemen sonra verildiği için murunun vaftizle ayrılmaz bir bağı vardır.

Murun gizinin vaftiz gizi ile olan bağlılığı: Murun gizi vaftiz giziyle birlikte veriliyor olsa da esasında kendine özgü ayrı bir özelliğe sahip bir gizdir. İmanlı kişi Kutsal Ruh’u vaftiz yoluyla değil murun giziyle almaktadır. Ancak vaftiz giziyle olan bağlılığı ise kilisenin kuruluşundan beri süregelen geleneksel bir davranıştır. Bu yüzden kutsal murunun vaftiz gizinin tamamlayıcısı olduğu ve vaftizden hemen sonra verildiği için onunla ayrılmaz bir bağı vardır. Zaten vaftizi yapan ruhani de dua esnasında bu bağlılığı dile getiren sözler söylemektedir.

Birçok aziz kutsal sırların önemi hakkında yorumlar yapmışlardır. Bunlardan aziz Mor Klimis kutsal murun gizi hakkında, tüm hristiyanların yeni doğuşun gizini kabul etmelerini ve kutsal murunla mesh olunmalarını, ayrıca Kutsal Ruh’un kayrasını almadan kimsenin hristiyan olamayacağını söyleyerek murun gizinin önemine değinmiştir.

Kutsal kitapta da yazılı olduğu gibi murun gizinin tarihi Rab İsa Mesih’in elçilerine Kutsal Ruhu gönderdiğinden sonra başlamaktadır.

Kutsal Murun Gizinin Tamamlayıcı Koşulları

Kutsal murun gizinin tamamlanması için diğer gizlerde olduğu gibi bazı koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu tamamlayıcı koşulları uygulanan madde, murun gizinin uygulanması sırasında okunan dua ve tüm bu işlemleri gerçekleştirmekle görevli olan ruhani (kahin) diye sıralayabiliriz. Esasında hristiyanlığın ilk dönemlerinde kutsal murun gizinin uygulayıcı maddesi Kutsal Ruh’u simgelemesi açısından “el konması” şeklinde gerçekleştiriliyordu. Ancak daha sonraki dönemlerde imanlı topluluğun artmasıyla ve hristiyanlığın dünyanın dört bir yanına yayılmasıyla birlikte vaftiz olan kişilerin üstüne el koymak üzere elçilerin her tarafa yetişmesinin imkansız olduğunu gördüler. Bu nedenle Kutsal Ruh’un öncülüğünde kutsal kitabın mesh olmak diye nitelendirdiği “el konması” yöntemini kutsal murun ile değiştirmeyi uygun bulmuşlardır. Dua ise vaftiz ayininin ardından kutsal murunun inanlı kişiye ruhani tarafından sürüldüğü sırada okunan sözlerdir. Murunun özel duası da şöyle olmaktadır; ”Rab İsa Mesih’in hoş kokusu inancın gerçek mührü ve kutsal ruhun mevhibelerinin tamamlayıcısı olan kutsal murunla, Rab İsa Mesih’in kulu “falan” kişi sonsuz yaşam için Baba Oğul ve Kutsal Ruh adına murunun kutsal ve tanrısal mührüyle mesholunuyor” şeklinde okunur. Üçüncü koşul ise murun gizinin uygulayıcısı yani ruhanidir. Murunun uygulamasında ruhaniler, inancımız gereği tek yetkili olan kişilerdir. Bu yüzden murun ruhanilerin dışında hiç kimse tarafından uygulanamaz. Bununla bağlantılı olarak murunun kutsanmasına da kısaca değinelim:

Murunun Kutsanması

Kutsal kilisemizin kurallarına göre murunun kutsanması yalnızca patriğin başkanlık edeceği ayinle gerçekleştirilir. Yılda sadece bir defa olmak koşuluyla büyük orucun son haftasındaki perşembe günü yani fısıh bayramında metropolitlerin de hazır bulunduğu ayinde özel dualarla Kadasetli Patrik murun yağını kutsar. Kutsanan yağdan ihtiyaca göre kiliselere dağıtılır.

Murun gizinin zorunlu gizlerden olduğunu ve ruhsal kurtuluş için gerekliliğini daha önce belirtmiştik. Murunun kullanılmadığı vaftiz eksik sayılır. Vaftizin işlevi, yeni doğuş ve günahlardan arınmak, temizlenmektir. Murun ise Vaftizci Yuhanna tarafından Ürdün Nehrin’de vaftiz olan Rab İsa Mesih’in üzerine güvercin gibi inen Kutsal Ruh’un mührünü kazanmaktır.

Murun gizi imanlı kişinin hayatı boyunca yalnız bir sefer uygulanan gizlerden birisidir. Tekrarlanması veya yinelenmesi mümkün değildir. Elçi Pavlus’unda bu konuda değindiği gibi bu giz bize Kutsal Ruh’un mevhibelerinin mührünü basmıştır. Böylece Kutsal Ruh kabul edilmiş oluyor. Bu sebepledir ki baştan bugüne kadar murun da inanlı kişiye vaftiz gibi insana bir defadan başka verilemez ve tekrarlanamaz.