ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

SÜRYANİ TARİHİ

>>> Dr. Serdar Şirazi

ÇÖLDEKİ CENNET

TADMUR (PALMİRA)
ve
TADMUR KRALLIĞI

Tadmur krallığı Şam civarında bulunan Tadmur şehrinde kurulmuş ve ismini bu şehirden almıştır.

suryanitarihi01.jpg

Kraliçe Zenobia'nın bastırdığı üzerinde kendi resminin bulunduğu sikke M.S. 3. yy (üstte). Zenobia'nın temsili resmi (solda).

Suriye, eski tarihte Ebla, Halep, Mari gibi güçlü site devletleri kurulduktan sonra Aramiler döneminde en güçlü siyasal yapılanması Şam'dan idare edilen bağımsız prenslikler birliği idi. Bu devlet yönetim şekli MS 270'li yıllarda oluşan Palmira krallığına kadar sürmüştür. Suriye önemini daha çok Avrupa, Mısır ve Hindistan üçgenindeki konumuna borçludur. Liman şehirleri ve Palmira gibi merkezi konuma sahip olan şehirleri Suriye’yi ticarette ayrıcalıklı bir konuma getirmişti.

Ünlü bir Süryani ticaret ve kültür şehri olan Tadmur şehri Şam'ın 210 km. kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Tadmur krallığı Şam civarında bulunan Tadmur şehrinde kurulmuş ve ismini bu şehirden almıştır. Eski ticaret yolları üzerinde bulunan Tadmurun adına ilk kez yine bir Süryani şehri olan Mari'nin arşivlerinde MÖ 2. binyıldan itibaren rastlanmaktadır. Greko-Roman kaynaklarında ise ismi ancak MS I.yy'dan itibaren geçmektedir. Kittabı Mukaddes'te ise II.Tarihler 8-4 te Tadmur’dan bahsetmektedir. Tadmur Süryanice-Aramice “Mucize” demektir.

suryanitarihi02.jpg

MÖ 323 yılında Selevkosların Suriye yönetimini ele geçirmesi ile Tadmur özgür bir devlet olarak varlığını sürdürdü. Tadmur Pers, Hint ve Anadolu arasında önemli ve ayrıcalıklı bir konuma sahipti.

MS 14-37 yıllarında Augustus'un halefi Tiberius döneminde Roma yönetimine girdi. İşgal sonrası 100 boyunca Roma devletinin doğu ilişkileri ve ticareti üzerinde çok önemli bir rol oynadı. MÖ 41 (kimilerine göre MÖ 36) yılında öyle zenginleşti ki Romalı Antonius Part krallağı ile yaptığı savaşı kazanmasının ardından burayı işgal isteğine sahip oldu. Fakat şehir halkı bunu duyunca yağma ve katliamdan korkarak Fırat’ın öteki kıyısına göç etti. Bunun üzerine Antonius takibe kalktı ve sonrasında aralarında büyük bir çarpışma oldu. Her iki tarafta büyük kayıplar verdi. Sonuçta Antonius Fırat’ın diğer kıyısına kaçan Tadmurlular tarafından geri püskürtüldü.

MS 129 yılında ise İmparator Hadrian Palmira'yı ziyaret ederek onu özgür bir şehir devlet olarak tanıdığını ilan etti. MS II. yy’ın başlarında bu hükümet oldukça parlamış zengin bir devlet olarak tanındı. MS 212 yılında İmparator Carcalla Palmira ve Humus'u Roma Kolonisi statüsüne atadı. Roma Garnizonu ise şehrin kuzeyine konuşlandırıldı. Bu da şehre askeri bir avantaj sağladı.

suryanitarihi03.jpg

Zenobia yönetimindeki Tadmur Krallığı'nın sınırları güneyde Nil Irmağı ve Mısır'ı içine almış, kuzeyde Küçük Asya (Anadolu), doğuda Dicle ve Fırat Nehri, batıda ise Akdeniz'e kadar uzanmıştı.

MS 250 yılında Septimus Adimet Tadmur'a kral oldu ve Romalılara karşı cephe aldı. Romalılar tarafından öldürülmesinin ardından, Septimus Hiran ve Septimus Adinet adında iki oğlundan Septimus Hiran İhtiyarlar heyeti başkanlığına geçti. Romalılara karşı yakınlığını korudu. Fakat çok yaşamadan öldü. Yerine kardeşi II. Adimet MS 257 yılında Roma imparatoru Vallerian tarafından şehir başkanlığına seçildi. MS 256 - 257 yıllarında Septimus Adimet (Odeinat) İmparator Vallerian'ın onayı ile Fenike - Suriye eyaletinin Konsülü-Yöneticisi olarak atandı. Eyalet başkenti 194 yılında Tadmura taşınmıştı.

O günlerde (MS 252 - 260) şehir Pers akınlarından dolayı sıkıntılı günler yaşadı. Pers kralı Ardaşir’in oğlu Şapur Romalılar ile çarpışmıştı. Vallerianus şiddetli çarpışmalar sonrası MS 260 yılında esir düştü. Haberi alan Adimet Şapur’a çok miktarda hediye göndererek barış çağrısı yapmışsa da Şapur bu talebi reddetti. Bunun üzerine Adimet hiddetlenerek oğlu Hirodis başkanlığında bütün Tadmur kara kuvvetleri ile yenik Roma Ordusunu birleştirerek Komutan Zebey kumandasında Şapur’a karşı harekete geçti. Bu arada Şapur Roma ordusunu çaptan düşmüş zannederek Kuzey Suriye'ye yönelmiş, Antakyaya girerek büyük katliamlar gerçekleştirmişti. Ardından Kapadokya ve Kilikya ya kadar ilerledi. Bu sırada Roma'nın Kalistos isimli komutanı ile karşılaştı. Çarpışmalar sonucunda Pers ordusu geri çekilmek zorunda kaldı.

Fakat Persler Fırat nehrini henüz geçmeden Tadmur ordusu ile karşılaştı ve çok şiddetli çarpışmalardan sonra ikinci darbeyi ise Adimet’ten yedi. Bu olaydan sonra Adimet Şapur'u perişan bir duruma soktuğu gibi Vallerianus'u da esaretten kurtarmıştı.

Bu zaferin haberini alan Vallerianus ve halefi Gallianus Adimete "Doğu Kuvvetleri Kumandanlığı" ünvanı vermekle ödüllendirdi. Bundan sonrasında Adimet Pers egemenliğindeki Mezopotamya’ya yürüyerek Harran ve Nusaybin’i zapt etti. Ardından Fırat nehri boyunca ilerleyerek Şapur’un ordusu ile burada da karşılaşarak bozguna uğrattı. Şapur MS 261 tarihinde başkenti Ktesifon'a geri gönmek zorunda kaldı. Bundan sonra Galliyanos bütün varlığıyla huzur ve sükunu sağladı. Dirayetli bir yardımcı olarak Adinet'i bütün Doğu yani Suriye, Fenike ve Mezopotamya İmparatorluğuna tayin etti. (MS 264). Ayrıca Adimet'e "Kıralların Kralı" ünvanını verilerek ismile bastırıldı.

suryanitarihi04.jpg

Kraliçe Zenobia M.S. 3.yy

MS 266 yılında Adimet oğlu Hirodisle beraber Humus da kardeşi Hiran’ın oğlu Mano tarafından öldürüldü. Devlet yönetimine Mano geçmişse de çok hüküm sürmeden, bir yıl sonra Humuslular tarafından öldürüldü.

II. Adimet'in Zenobia adlı ikinci karısı vardı. Kocası Adimet öldürülünce oğlu Vehibete vekaleten yönetimi ele aldı. Zenobia'nın şöhreti her tarafa yayıldı.

Tadmur'un parlak günleri Odeinat'ın öldürülmesinden sonra oğlu Vallabath (Latince Vabalathus) ve eşi kraliçe Zenobia döneminde yaşandı. Zenobia II. Adimet'in ikinci karısıydı. II. Adimet öldürülünce oğlu Vehibet'e vekaleten yönetimi ele aldı. Meşhur tarihçi Zosimos: "Tadmur kraliçesi şöhreti, kadın şöhreti değil, kahraman şöhretidir" diye belirtmektedir. Asıl adı Betzebey'dan gelme olan Zeynubiye batıda Zenobiya-Zenobia olarak tanınmaktadır. Zabuniye, Zaynubiye ve Zeyneb gibi isimlerle de bilinir. Zeyno Süryanice silah demektir.

Zeynubiye şöhreti günden güne hertarafa yayılarak, herkes tarafından takdirle anılır olmuştu. Zenobia Tadmur şehrinin imarı ile ilgilenerek benzersiz bir şehir haline getirdi. Bundan başka Zenobia bilim ve edebiyata çok kıymet vermişti. Tadmur lisanından başka bütün Aramice lehçelerini, Kıptice, Latince ve Yunanca lisanlarını da bilmekte idi. Öyleki dünya "Şark Memleketleri Tarihi"nin Büyük İskendere ait kısmını da bizzat telif ettiği söylenmektedir.

Zeynubiye, Anadoluya doğru ilk akınını yaptı. Burada büyük şöhret kazandı. Başbakan Longinus'un da yönetime olan değerli katkı ve yardımları ile doğuda Basra’ya kadar tüm Mezopotamya fethedilerek devletin sınırları genişletildi. Akabinde Zeynubiye, MS 269 yılı sonlarında I. kumandanı Zebde kumandanlığında yetmişbin kişilik (kimi kaynaklarda seksen bin kişilik) ordusu ile Mısır'a doğru yürüdü. Mısır’ı topraklarına katan Zenobiya Antakya'ya sefere çıktı ve sınırlarına dahil etti. Zenobia yönetimindeki Palmira İmparatorluğu'nun sınırları güneyde Nil Irmağı, kuzeyde Küçük Asya, doğuda Dicle ve Fırat Nehri, batıda ise Akdeniz'e kadar uzanmıştı.

Bu ani ve beklenmeyen büyüme Romayı korkuttu. Galiyos Roma devletinin bütünlüğünün bozulmasından korkarak doğuya çok sayıda asker gönderdi. Kuzey Suriye'ye yetişen Roma ordusu Zeynubiye’nin ordusu ile karşılaştı. Burada geniş ve şiddetli bir çarpışma meydanı açıldı. Neticede Roma Kumandanı Harikyanos öldürülmesiyle bu harp, Tadmurluların lehine sona erdi. Ardından Aurelius (MS 270) Zenobia ile arasında şiddetli çarpışmalar vuku buldu. M S 271 tarihinde kumandan Prupos Mısır'daki Tadmurluları Mısır'dan kovar, aynı anda bizzat Aurelius Anadolu'ya doğru yürüyerek Zenobia'nın kuvvetlerini mağlup ederek, Galatiya (Ankara mıntıkası), Kapadokya (Kayseri, Niğde mıntıkası) ve Kilikya (Adana, Tarsus) 'ya doğru ilerledi.

suryanitarihi06.jpg

MS 272 yılında Aurelius İmmae savaşı ile Antakya ve çevresini tekrar ele geçirdi. Zenobia Humus şehrine geri kaçtı. Aurelius Zenobia'nın peşini bırakmaksızın Humus'a kadar geldi. Yapılan Emesa savaşında Romalılar galip gelince Zenobia orada fazla sığınmadan bu kere Homus'u da terkedip Tadmur'a geldi. Altı ay sonra MS 273'te Zenobia'nın Ardından Tadmur üzerine yürüyerek kuşattı ve istila etti. Büyük bir yıkım gerçekleşti ise de şehrin anıtsal kısımları yıkımdan korundu. Zenobia kaçmaya kalkışsada yakalanarak Roma'ya götürüldü. Kendisine bir ikametgah tahsis edildi tutsak olarak romada kaldı.

Aurelius Tadmur'da küçük bir garnizon bırakarak İtalya'ya döndü. İşte bu sırada Zenobia'nın babası Antiochus yönetimini isteyen bir direniş ortaya çıktı. Bunun üzerine Aurelius şehre geri dönerek direnişi bastırdı ve 1. Lejyonunu şehirde konuşlandırdı. IV. yy ve sonrasında Tadmur eski ticari önemini Roma'nın politikası sonucu koruyamamıştır. Roma işgali sonrası Tadmur'un gözleri Roma tarafından kapatıldı Şam ile Mezopotamya arasında bir askeri üs olarak işlev görmeye zorlandı.

KRALLIK SONRASI TADMUR

Hristiyanlığın Tadmur dolaylarında kabulü ile önemli bir kısmı harabe olan bölgede kiliseler inşa edildi. I. Konstantin zamanında Hristiyanlığın Süryaniler arasında önemli bir yerleşimi haline gedi. Eski Süryani-Pagan Tapınaklarının bir kısmı kiliselere dönüştürüldü ve çeşitli duvar resimleri ile bezendi. VI. yy. da ise Bizans imparatoru Jüstinyen ve eşi Teodora döneminde uzun süredir önemsenmeyen şehir yeniden revize edilir. ve tekrar Perslere karşı bir askeri üs olarak önem kazandı.

İslam imparatorluğunun ilk dönemlerinde Suriye Arap-İslam fethine maruz kalan ilk bölgeydi. Halit Bin Velit komutasındaki İslam ordusu Halife Ebubekir döneminde Tadmuru fethetti. İslam döneminde Tadmur eski günlerinden uzak sadece küçük bir savunma üssü olarak görev aldı. Bu dönemde Fahrettin al Maani kalesi gibi önemli yapılar inşa edildi.

PALMİRA'DA ŞEHİRCİLİK VE SOSYAL YAŞAM

I.-III. yy arasında Tadmur Ortadoğunun en büyük ticaret merkezi haline gelmiştir. 200.000 i aşan nüfusu bununen büyük kanıtıdır.

suryanitarihi07.jpg

Tadmurlu kadın büstü, M.S. 2. yy British Museum

Günümüzde Palmira şehrinin anıtsal kalıntıları özellikle mabet ve kolonlar ve caddeleri Eski Tadmur’un ihtişamı hakkında önemli ipuçları vermektedir. Şehir I. yy. başlarında inşa edilmiş Baal Tapınağı çevresinde genişlemiştir. Gelişim döneminde çevresi açık iken daha sonra Adrianus şehri tümüyle çevreleyen surlar inşa edilmiştir. inşa edilen bu surların fonksiyonu askeri korumadan ziyade bir ticaret sınırı olmuştur. III. asırda ise şehrin merkezi olan anıtsal bölümünü çevreleyen askeri amaçlı savunma surları inşa edilmiştir.

1882 yılında Tadmur’da başlatışan arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkan ve şehrin parlak dönemlerinden kalan çok sayıda yazıt yönetim ve organizasyonu hakkında önemli bilgiler vermektedir. Şehir ticaretin yanısıra bilim ve kültür ve sanat alanında da önemli bir yere sahipti. Heykel mihrap, mabet, eğlence yerleri gibi binalar inşa edildi. Arami lisan ve edebiyatına da önemli katkılar sağlamıştır. Tadmurun kendine has Arami alfabesi ve diyalektiği bulunmakta idi. Roma yönetimi döneminde Arami lisanının yanısıra Yunanca da resmi alanda Aramice ile birlikte kullanılıyordu.

Tadmur Roma’nın boyunduruğu altına girmeden önce kendisine mahsus kanun ve milli bir meclisi bulunmakta idi. Bunun yanı sıra 10 hakim ve 2 reisten oluşan bir heyet tarafından idare ediliyordu. Bunların dışında bir ihtiyar meclisleri de bulunuyordu.

Kaynakça:
* Tarihte Süryaniler Horiepiskopos Gabriel Aydın, İstanbul 1968
* Türk Süryaniler Tarihi Horiepiskopos Aziz Günel, Diyarbakır 197
* An Account of Palmyra and Zenobia with Travels and Adventures in Bashan and the Desert. WRIGHT, (Dr) William. London,1895
* Damascus and Palmyra: a journey to the East, with a sketch of the state and prospects of Syria, Charles Greenstreet Addison.1838
* Zenobia, Or, The Fall of Palmyra, A historical Romance, William Ware, 1846
* Zenobia, Queen of Palmyra, O'Keeffe (Adelaide), London 1814
* Chaldée, Assyrie, Médie, Babylonie, Mésopotamie, Phénicie, M. Ferd. Hoefer, Paris 1852