ANA SAYFA | DERGİ EKİBİ | ABRAŞİYEMİZ | WEB MASTERLAR | BİZE ULAŞIN | ARŞİV

GEZİ

>>> Dr. Serdar Şirazi

DİYARBAKIR SURLARI

"... yeryüzünde hiçbir ülkede Amid (Diyarbakır) kentinin kalesine benzer bir kale ne gördüm, ne de ‘başka bir yerde bunun gibi bir kale gördüm' diyeni duydum"

Nasır-ı Hüsrev

gezi03.jpg

Diyarbakır Surları'nın panoramik görünümü, 1930'lu yıllar (Albert Gabriyel'den)

gezi01.jpg
gezi02.jpg
gezi04.jpg
gezi05.jpg

Sur duvarlarında Süryanilerin gerek M.Ö. gerek M.S. kullandıkları çeşitli abmlem ve motiflere sıkça rastlanır. Gamalı haç bunlardan biridir.

gezi07.jpg
gezi08.jpg
gezi09.jpg

Surlar üzerinde her dönemde Süryani kültürünün izleri görülmektedir. Mezopotamya kökenli çeşitli figür ve amblemler sur duvarlarına ve burçlarına serpiştirilmiştir.

gezi06.jpg
gezi10.jpg

Sur duvarlarında çeşitli dönemlerden kalan Süryanice kitabeler bulunmaktadır.

gezi11.jpg

İnsan başlı kanatlı aslan figürü. Bu figüre Diyarbakır surları üzerinde Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi'nde ve Ulucami'de (Eski Mor Toma Kilisesi) rastlanmaktadır.

İlk önce o karşılar sizi tarihi şehre girmeden önce ve hep şehirle birlikte anılır Diyarbakır surları. Çin Seddi'nden sonra dünyanın en uzun surları olarak bilinir bilinmesine ama bir şehri çevreleyen dünyanın en uzun surudur. Ayrıca burçların büyüklüğü, yüksekliği ve estetiği itibariyle de dünyanın en muhteşem surudur. Tam bir mimari harikasıdır.

Yüzyıllardır şehrin evlerine, kiliselerine, camilerine kısacası tüm yapıtlarına kaynak olan Karacadağ'dan gelir o siyah bazalt taşları ve 5500 metre uzunluğunda yüksekliği 8 ile 12 metre arasında değişen 3-4 metre genişliğinde adeta kalkan balığını andıran bu şaheser surlara dönüşür Mezopotamya'nın sanatkâr taş ustalarıyla.

Yapılışı şehrin kuruluş tarihiyle özdeşleşen Diyarbakır Surları'nın M.Ö. 3000 yıllarında Diyarbakır'ı kuran ve şehrin ilk sakinleri olan Hurriler tarafından inşa edildiği kabul edilmektedir. Hurriler bilindiği gibi Süryanilerin atalarından olan, Mezopotamya kökenli halklardandır ve özellikle Kuzey Mezopotamya'nın yani Diyarbakır ve çevresinin en eski halkı olarak bilinmektedir. Bölgeye daha sonra Asurlular hâkim olmuş, sonra Aramiler, Medler, Persler ve Romalılar'ın egemenliğinde olan Diyarbakır Bizans ve ilerleyen dönemlerde birçok devletin hâkimiyetinden sonra Osmanlı'nın eline geçmiştir.

Antik ismi Amid/Omid olan ve Süryanice anlamıyla "kurtardı" olan Diyarbakır'ın surları Dicle yatağından yaklaşık 100 metre yükseklikte bulunur ve Fis Kayası olarak adlandırılan surların kuzeydoğu ucunda bulunan yerde Hurriler tarafından bir kale inşa ettiği kabul edilmektedir. Surların bugünkü haline gelmesinde birçok medeniyetin katkısı olmasına rağmen esas olarak Asurlular döneminde şehri dış etkilere karşı koymak için inşa edildiği yazılı kaynaklarda geçmektedir.

"Ben dünyanın dört bucağından Arap, Acem, Hint ve Türk memleketlerinde birçok kentler ve kaleler gördüm. Fakat yeryüzünde hiçbir ülkede Amid (Diyarbakır) kentinin kalesine benzer bir kale ne gördüm, ne de ‘başka bir yerde bunun gibi bir kale gördüm' diyeni duydum" diyen İranlı şair ve bilgin Nasır-ı Hüsrev'in 10 Aralık 1046 yılındaki sözleri ve Albert Gabriel'in "Açık hava yazıtlar müzesi" olarak nitelendirdiği surlar 5500 metre uzunluğundadır ve üzerinde 82 burç bulunmaktadır. Bunların bir kısmı yıkılma tehlikesi içindedir. Burçlardan en büyüğü ve en eskisi olan Keçi Burcu'nun içinde 11 kemer bunmakta ve eski dönemlerde mabet olarak kullanıldığı sanılmaktadır. İsim olarak bilinen diğer burçlar; Yedi Kardeş Burcu, Evli Beden (Ben-u sen) Burcu'dur. Evli Beden Burcu ile Yedi Kardeş Burcu biçimleriyle birbirine benzemektedir. Silindirik yapıda olan burçların üzerlerinde çift başlı kartal motifi bulunmaktadır. Nur, Kral Kız, Fındık, Akrep burçları da isimleri bilinen diğer burçlardır. Burçlar kare, yuvarlak veya çokgen planlıdır. Ben-u sen ve Dicle Vadisi'ne bakan kesimde daha çok dörtgen burçlar bulunur. Düşman saldırısına en açık olan yerlerde ise yani Dağ Kapı ile Urfa Kapı arasındaki hatta burçlar genellikle yuvarlak daha sık, büyük ve sağlam yapılmıştır. Burçlar genellikle iki katlı bazıları ise üç hatta dört katlıdır. Alt katlar ambar ve depo olarak, üst katlar ise askeri amaçlar için kullanılmaktadır.

Diyarbakır Kapıları

Diyarbakır'ın dış dünyaya açılan 4 tane kapısı mevcuttur. Bunlar kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapı), batıda Urfa Kapı (Halep Kapı), güneyde Mardin Kapı ve doğuda Yeni Kapı (Dicle Kapı veya Sur Kapı)dır. Daha sonraki yıllarda ulaşım amacıyla Çift Kapı ve Tek Kapı gibi kapılar açılmıştır. Geçen yüzyılın başlarına kadar ise geceleri şehrin güvenliği açısından surların kapılarının kapatıldığı bilinmektedir. 1853 yılında Diyarbakır'ı ziyaret eden H. Petermann anılarında güneş battıktan sonra şehre vardığını ancak kapıların kapalı olması nedeniyle sabaha kadar sur dışında beklemek zorunda kaldığını yazmaktadır.

Bugünkü surların dışında başka bir sur olduğu ve bu iki sur arasında geniş ve derin bir hendek bulunduğu ve bu surların 1232 yılında Eyyubi hükümdarı Melik Kamil tarafından yıktırıldığı ve bu taşlarla bugünkü surları tamir edildiği bazı kaynaklarda yer almaktadır.

Surlarda birçok medeniyetin imzası niteliğindeki ve içlerinde Süryanice de yazılı olan kitabeler ve motiflerin yanında güneş ve yıldız sembolleri, gamalı haçlar, kaplan, boğa, çift başlı kartal, akrep ve at kabartmaları, silah, meyve ve tahıl şekilleri bulunmaktadır.

Diyarbakır stratejik olarak önemli bir konumda olduğundan tarih boyca birçok medeniyetler bu şehre sahip olmak istemiş dolayısıyla bundan en çok zarar gören Diyarbakır ve surları olmuştur. Şehri ele geçiren devletler savaştan sonra surları onararak şehre bir nevi imzasını atmıştır. Bu şekilde 12 medeniyetin izlerini surlarda görmek mümkündür.

Hemen hemen bütün dönemlerde şehrin yönetim merkez konumunda olan İç Kale'de M.S. 2. yüzyıla ait olduğu bilinen Süryani Kilisesi, Artuklu Sarayı ve resmi binalar bulunmakta ve bu yapıların tümünü restore edilmesi planlanmaktadır. 16 burcu olan İç Kale'nin de 4 kapısı bulunmaktadır. Bunlardan Fetih ve Oğrun kapıları şehrin dışına, Saray ve Küpeli kapıları ise şehrin içine açılmaktadır.

Surlara yapılan tahribatlar sadece savaşlarla olmamış belki de asıl tahribat 1930'larda yapılmıştır. Şehrin hava almasında bir engel olarak görülen surlar zamanın yerel yöneticileri tarafından bizzat diplerine patlayıcı maddeler konularak yıktırılmıştır. Ayrıca birçok defa restore edilmeye çalışılan surlar adeta tahrip edilmiştir.

Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Çekül Vakfı'nın ortak hazırladığı ve başlattığı projeyle surlar aslına uygun bir şekilde restore edilerek çevresindeki çarpık kentleşme ıslah edilip yeşil alan oluşturularak orijinal kimliğine kavuşmaktadır. İç kalede bulunan kamu binaları da restore edilerek kentsel yaşama kavuşturulması hedefleniyor.

gezi13.jpg

Diyarbakır Surları Çin Seddi'nden sonra Dünya'nın 2. uzun yapısıdır.

gezi12.jpg

7 Kardeş Burcu 1930'lu yıllar (Albert Gabriel'den)

KAYNAKÇA:
- Voyages Archeologiques Dans La turquie Orientale, Albert Gabriel Paris 1940
- Diyarbakır Surları, Kitabeler Ve Kabartmalar, Prof Dr. Halil Değertekin, Diyarbakır Tanıtma Kültür Ve Dayanışma Vakfı,Diyarbakır.
- Türk Süryaniler Tarihi, Horiepiskopos Aziz GÜNEL
- Türk Süryaniler tarihi H. Aziz Günel, Diyarbakır 1970
- Anıtları ve Kitabeleri ile Diyarbakır Tarihi; Şevket Beysanoğlu,
- Diyarbakır Surlar Ve İçkale Yeniden Canlanıyor, Diyarbakır Valiliği, 2004
- Bir zamanlar Diyarbakır, Nezih Başgelen, Arkeoloji Ve Sanat yayınları İst 2000
- Voyages Archeologiques Dans La turquie Orientale, Albert Gabriel Paris 1940
- Diyarbakır: Müze Şehir, Dr. Şevket Beysanoğlu, M. Sabri Koz, Emin Nedret İşli; İstanbul 1999
- Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları, 2001
- Fotoğraflarla Diyarbakır; Adil Tekin, Diyarbakır 1964